www.hastamailleri.com

 

 
 

Hastalardan ünlü bitkisel ilaçlar araştırmacısı Herbalist Atabay Güveloğlu'na şifa bulmak amacı ile gönderilenlen bu e-mailleri sitemizde yayınlamamızın amacı, sağlık sorunu olan insanların YANLIŞ, FAYDASIZ VE HATTA ZARARLI SÖZDE TEDAVİLERİN NELER VE NASIL OLDUĞUNU BİLMELERİ, BU GERÇEĞİ GÖREREK DOĞRU, İYİLEŞTİRİCİ VE YAN ETKİLERİ OLMAYAN GERÇEK TEDAVİLERİ BULMALARI İÇİNDİR...Bitkisel ilaçlar denildiğinde ilk akla gelen kişi olan Herbalist Atabay Güveloğlu'na 1994 den bu yana her gün yüzlerce hasta e- maili gelmektedir.Başta kanser türleri olmak üzere yazılan bu umutsuzluk ve çaresizlik taşıyan ve doktorlarına olan kırgınlık, kızgınlık ve öfke dolu mektupları merak ve hayretle okuyacaksınız.Bu çare ve umut arayan mailler, gerçek tedaviler için hastaların olduğu kadar, doktorların da bilgilenmelerini sağlamaktadır... Mailleri yayınlanan insanlarla görüşmek mümkündür.Adresleri  bizde mevcuttur...Sağlıklar dileğimizle sunuyoruz...

 
 

İŞTE ATABAY GÜVELOĞLU'NUN 27 YILLIK BİLİMSEL ÇALIŞMANIN BENZERSİZ TEDAVİ SONUÇLARI...
 

Tedavilerin başarı oranları, hastanın daha önce gördüğü sonuçsuz, oyalayıcı ve yan etkili tıbbi, tedavileri, yaşı, cinsiyeti, genel durumu, kan sayımı ve sorunun metastaz (yayılım) durumları ile orantılı olarak değişmektedir. 1983 den bu yana isteyenlere uygulattığımız bilimsel, bitkisel ilaçlarla kanser tedavilerinin başarı oranları ortalaması % 70 dir.

Bu ortalama da, Güveloğlu'nun formüllerinin, medikal tedavilerde şu anda  dünyanın en ileri kanser tedavisi olduğunun bir göstergesidir...


Tüm hastalıkların tedavilerinde kullandırdığı bitkisel maddelerin hastaya ve kullandığı diğer ilaçlara zarar verecek en küçük bir YAN ETKİSİ VE TOKSİTİTESİ (Zehirleyiciliği) YOKTUR. Bu ilaçlar, yediğiniz içtiğiniz besinler sebzeler ve meyvelerin etken maddelerinden oluşmaktadır.

Güveloğlu bu oran ve sonuçları her zaman tarafsız bir bilim kurulu önünde,poliklinik deneylerle  ispata hazırdır!


Herbalist Atabay Güveloğlu, kanser ve lösemi tedavilerinde de, İMMÜNOLOJİK ETKİLİ tıbbi bitkiler ve bitki özleri kullandırmaktadır.
1982 den bu yana uygulattığı bu başarılı tedavilerinin ana unsuru ve asıl etki şekli budur.Yani vücudun savunma sistemini ayağa kaldırarak o hastalığı yenmesini sağlatmaktadır.Bu gün çağdaş tıbbın (2007) gelip dayandığı son nokta da budur...

iŞTE AŞAĞIDA GÜVELOĞLU' NUN ÖLÜMDEN KURTARDIĞI  GENÇ BİR İNSAN SON ÖRNEKLERDEN...

Adı:Begüm Çeliker: 17 yaşında bir genç kız. Bu güne kadar tıp tarihinde kurtulan tek bir insanın olmadığı bir kanser türüne yakalanmış: NON HODGKİN LENFOMA.Klasik tıbbi tedavilerden elbette olumlu sonuç alınmadığı için her gün ölüme yaklaşmış.Herbalist Atabay Güveloğlu'nun ününü duyarak başvurdu ve başka hiç bir yerde üretilmeyen özel bitki özleri kokteylleri ile 9 ayda doktor raporları ile sabit şekilde bu sorundan da ölümden de kurtuldu...(
Adres ve telefonları bizdedir.Sürekli arandıkları için rahatsız oldular ve kaldırdık,)

AŞAĞIDA İSE, HERBALİST ATABAY GÜVELOĞLU"NUN ÖZEL BİTKİSEL İLAÇLARI İLE HAYATI KURTULAN BİR HASTA YAKININ YAZDIĞI TEŞEKKÜR MEKTUBUNU VERİYORUZ...

 ----- Original Message -----

From: G YILDIRIM

To: bilgi@atabayguveloglu.com

Sent: Monday, February 18, 2008 3:44 PM

Subject: MUCİZEVİ İYİLEŞME ÖYKÜSÜ

(...) MUCİZEVİ İYİLEŞME ÖYKÜSÜ:

 NUR HANIM 32 YAŞINDA VE 2 ÇOCUK ANNESİ.

ANKARA’DA YAŞIYORLAR.

ABİSİ UĞUR BEY’İN TELEFONU: 0505 2402796

 NUR HANIMA TAM BİR SENE ÖNCE REKTUM KANSERİ TEŞHİSİ KONULDU. YAPILAN MUAYENE VE TETKİKLER SONUCUNDA TÜMÖRÜN ÇOK İLERLEMİŞ OLDUĞU,FİKSE TÜMÖR OLDUĞU,BU DURUMDA AMELİYAT EDİLEMEYECEĞİ SÖYLENDİ.

DOKTORLARIN İSTEĞİ DOĞRULTUSUNDA HEMEN KEMOTERAPİ VE  RADYOTERAPİYE BAŞLANDI. 2 AY SONRA AMELİYATA ALINDI. SONUÇ ÇOK KÖTÜYDÜ. TÜMÖR PELVİS BÖLGESİNİ TAMAMEN DOLDURMUŞ,KEMİĞE VE KARIN DUVARINA TUTUNMUŞ,YAKLAŞIK 10 CM. ÇAPINDAYDI. YAKIN METASTAZ VARDI. VE MAALESEF TÜMÖR ALINAMAMIŞTI.

 AMELİYATTA SADECE KOLOSTOMİ YAPILMIŞTI.

 DOKTORLAR ARTIK YAPILABİLECEK FAZLA BİR ŞEY OLMADIĞINI, TÜMÖRÜN ‘TAŞLI YÜZÜK HÜCRELİ’ OLDUĞUNU , BU TÜMÖRE KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİNİN HİÇ BİR ETKİSİ OLMADIĞINI VE HASTANIN EN FAZLA 1-1.5 SENE ÖMRÜ KALDIĞINI SÖYLEDİLER.

            AİLESİ UMUDUNU HİÇ YİTİRMEDİ. ALLAH DERMANSIZ DERT VERMEZ DİYEREK HEMEN ARAŞTIRMALARA BAŞLADI VE ÇAĞIMIZIN LOKMAN HEKİMİ ATABAY GÜVELOĞLU’NA ULAŞTI. KENDİSİYLE TELEFONDA GÖRÜŞEREK DURUM ANLATILDI.

 HEMEN TEDAVİYE BAŞLANDI.

 HASTANIN DURUMU ÇOK İYİYE GİDİYORDU.

 7 AY SONUNDA YAPILAN İNCELEMELERDE VE DOKTOR MUAYENESİNDE TÜMÖRÜN KÜÇÜLMÜŞ OLDUĞU,KEMİKTEN VE KARIN DUVARINDAN KURTULDUĞU VE TEKRAR AMELİYAT ŞANSININ OLDUĞU SÖYLENDİ.

7 AYDA TÜMÖR 10 CM. DEN 3.5 CM. E KADAR KÜÇÜLMÜŞTÜ. 
31 OCAK 2008’DE NUR HANIM TEKRAR AMELİYAT OLDU VE TÜMÖR ALINDI.

YENİ PATOLOJİ RAPORUNA GÖRE İSE, VÜCUTTA KANSER TAMAMEN BİTMİŞTİ.

İNSANLARI BİLGİSİ İLE ÖLÜMLERDEN KURTARAN HERBALİST ATABAY GÜVELOĞLU NA, İYİLEŞTİRDİĞİ BİNLERCE İNSAN GİBİ BİZ DE TÜM AİLE OLARAK MİNNETTARIZ...

AKCİĞER KANSERİ İÇİN BİR TEŞEKKÜR MAİLİ AŞAĞIDA

----- Original Message -----

From: yarali gonlum yarali gonlum

Sent: Thursday, March 27, 2008 12:37 AM

Subject: akciğer kanseri için teşekkür ve bilgi

Sayın Güveloğlu, babam akciğer hastası idi. Sizin  ilaçlarınızla  iyileşti   23  ocaktan bu yana kullanıyor yani 2  aylık bir donem içerisinde  ilaçlarınız kanserin kökünü kurutmuş.Dün  babam  ct  scan girdi  doktorlar  şaşırdı  çünkü  babamınki   metastazdı.   Doktordan filmini istedim  babamın ct scani   yani  haftaya size de yollarım inşallah.Birde  bir  sorum  olacak  sayın Güveloğlu  sonra   tekrarlama  riski  var mi  bu  hastalığın ve ikinci  donem  gerekiyor mu ? babam  halen  devam ediyor sizin  ilaçlara  'size     minnettarız Tüm  ailecek minnettarız ve ' hayırlı  çalışmalar ve size   basarinizin  devamını  diliyoruz.  saygılar .
 

TÜRKİİYE'DE VE DÜNYADA KEMOTERAPİ TEDAVİLERİNİN SONU FİYASKO İLE BİTMEKTEDİR.AŞAĞIDA BİR HASTA YAKINININ MEKTUBUNU VERİYORUZ.:

From: ilir_feradi@hotmail.com
To:
bilgi@atabayguveloglu.com

Subject:
Date: Sat, 24 May 2008 11:35:52 +0200

Sayın Atabay, ben iki ay önce size baş vurmuştum ,belki hatırlarsınız: eniştem Akciğer kanserine yakalanmıştı. geçen yılın mayasında KENDİSİNE KEMOTERAPİ UYGULANDI AMA HİÇ BİR İYİ sonuç edinilemedi Kendisinde metastazlar oluştu .3 hafta önce doktor dedi ki metastazlar beynine sıçramış. Size yeniden başvurunun sebep neden olan şudur ki sizin bana gönderdiğiniz cevap çok olumluydu ve biz bütün aile çok sevinmiştik amma şimdi durum hiç iyi değil ,hastamız kilodan çok duştu ve doktorların umudu yok.Biz İsveç'te yasıyoruz (gurbetçi) ama burada da umut yok bu hastalığa ,Siz simdi bize ne öneriyorsunuz ne yapabiliriz hasta 46 yasında ve akciğer ca küçük hücreli değil ama metastazları var beynine sıçramış ,bir umut varsa bize cevap verebilirsiniz yoksa da CANINIZ SAĞ OLSUN SAYGILAR  AHMET AİLESİ

GÜVELOĞLU'NUN YANITI İSE AŞAĞIDADIR:

--- Original Message -----

From: Atabay Güveloglu

To: Ilir feradi

Sent: Monday, May 26, 2008 1:36 PM

Subject: MAALESEF GEÇ KALDINIZ...

Merhaba,

Tekrar geçmiş olsun.İki ay önce ilaçlarımıza başlatsaydınız %50 üzeri kurtulma şansı vardı."Bir an önce başlatınız" demiştim.Artık bu aşamada hastanıza bizim ilaçlarımız da etki yapamaz.Geç kaldınız maalesef.Tıbbi tedavilerden sonuç alamayacağınızı söylemiştim.Kanserde tanı vardır ama tedavi yoktur.Sizi de kandırmışlar...
Dünyanın her yerinde onkologlar en güvensiz ve yalancı doktorlardır.İlaç pazarlayıcısıdırlarsadece...
Yardımcı olamayacağım için üzgünüm.
Selamlar.

Herbalist Atabay Güveloğlu

İŞTE;  ATABAY GÜVELOĞLU NUN DÜNYAYA ÖRNEK BİR BAŞARILI TEDAVİSİ DAHA: KÜÇÜK AZRAY'I DA EN AĞIR LÖSEMİDEN VE ÖLÜMÜN EŞİĞİNDEN KURTARDI!

Azra Demir 4,5 yaşında dünya tatlısı bir kız çocuğudur.Rize'de bir sağlık görevlisinin küçük kızı... İki yıl önce konulan tanının adı bile insanları ürpertmeye yetiyor. AML-M4 LÖSEMİ... Dünyada çaresi olmayan çaresiz bilinen, kemoterapilerle ömrü uzatılmaya çalışılan sorun!
Hani diğer adı ile
"KAN KANSERİ" olan.Hani devletimizin kesesinden yüz milyarlarca para verilerek uygulanan kemoterapilerle, kemik iliği nakilleri ile hastaları ancak bir-iki yıl yaşatılabilen öldürücü hastalık...Hani duygu sömürüsü yapılarak, tedavi edilerek kurtarılıyormuş gibi gösterilen ve sözde yardım ve araştırma derneklerine trilyonlarca lira bağış yapıldığı halde nereye gittiği belli olmayan, başkanlarının soruşturmalara uğradığı ve toplanan paraların kaynağı olan öldürücü, ürkütücü hastalık...Hani bu hastalığı özel çalışmaları ve bitkisel ilaçları ile 1987 den bu yana ortadan kaldıran Herbalist Atabay Güveloğlu'nun, bu başarısından dolayı, hayatlar kurtardığı için  ilaç firmalarınca ve doktorlarca 20 yıldır resmi kanallı baskılar uygulattıran ve dünyada çaresiz bilinen öldürücü hastalık...
İşte küçük Azra bu soruna yakalanmıştı.Babası
Murat Demir Samsun 19 Mayıs Ün. Tıp.Fak. Hastanesine yatırdı kızını.Ailenin dünyaları yıkılmıştı.Bir kaç kemoterapiden sonra, bu ilaçların yan etkileri ile  çocuğun önce barsakları birbirine yapıştı.Sonra akciğerleri iflas etti.Özetle 4 ayda çocuk daha da kötü oldu.Ölüm aşamasına geldiğinde babası, Herbalist Atabay Güveloğlu'nun başarısını duyarak çocuğu o hali ile hastaneden imza karşılığı çıkartıp kendi evine getirdi ve aradığı Güveloğlu'nun telefonda "Ağlamayın sayın Murat bey, sizin çocuğunuzu da kurtaracağım ve yine dünyaya örnek olacak bir tedavi yapacağım. İlaçlarınızı da madem bir sağlıkçısınız,  size tedavi boyunca 6 ay ücretsiz, göndereceğim" diyerek özel hazırladığı ve gönderdiği bitkisel ilaçlarına başladılar.İkişer aylık üç dönem bu özel bitki özlerini içirdiler.Her gün biraz daha düzeldi. Bu gün bu kızımızda bu öldürücü sorunun izi bile yoktur..
Lösemi artık kaybolmuş durumda.
Hiç bir hastalığı kalmamıştır.Hem de hastane raporları ile sabit şekilde... Bu bir tesadüf değildir ve  20 yılda yüzlerce lösemiliyi böyle bu özel bitkisel ilaçları ile kurtarmıştır.
Gerisini, gidiniz size sevgili güzel Azra'nın babası Sayın Murat Demir ve ailesi çok mutlular.Korkulu rüyaları Güveloğlu' nun ilaçları ile bitti... 
Rize 1 nolu sağlık ocağında görevlidir.Cep tel: 0535 928 00 48

DOKTOR BEYİN EŞİNİ DE KANSERDEN KURTARDIK:

İşte yine son örneği bir doktorun eşidir.Meme kanserinden metastazlar olduğu halde Güveloğlu' nun ilaçları sayesinde kurtulmuştur.Doktor Serhat Çitoğlu' nun cep telefonu
0533 354 63 84 dür.

MİDE KANSERİNDEN KURTULDU
Adı:Niyazi Yüksel  - Emekli işçi -İşçi derneğini yönetiyor.
Zonguldak'ta kalıyor.İş Telefonu: 0372 251 23 97
Niyazi bey 2 yıl önce Mide Kanseri tanısı ile ameliyat olmuş ama yayılım durdurulamamıştı.Kötüye gidiyordu.Atabay Güveloğlu' na başvurdular telefonla ve durumu açıkladılar.Güveloğlu'nun laboratuarından gelen bitkisel ilaçları üçer aylık iki dönem kullandılar ve tümörler tamamen temizlendi.O zamandan bu yana sağlıklı yaşıyor.Güveloğlu'na minnettar.

        

12 YAŞINDAKİ GÜZEL KIZ BÜŞRA'NIN KANSER TÜMÖRLERİ DE 2 AYDA GÜVELOĞLU'NUN BİTKİSEL İLAÇLARI İLE TEMİZLENDİ VE BU ÇOCUĞUN DA HAYATI KURTULDU...

Hatay'da kalan kız çocuğu Büşra Çunkur, genital bölgesinde çıkan kanser tümörünün tedavisi için 1 yıl kadar ÇÜTF Hastanesinde ağır tedaviler görmesine karşın tümör kaybolmadığı gibi batın bölgesine de yayılmıştı.Çocuk iyice erimiş ve aile şaşkınlık ve umutsuzluk içinde çırpınıyordu.1989 yılında akciğer kanserinden Atabay Güveloğlu'nun ilaçları ile tamamen kurtulan yakınları Aktürk ailesinin tavsiyesi ile 2007 de Mersin'e gelerek ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'na başvurdular.Raporlarını inceleyen Atabay Güveloğlu'nun verdiği üç aylık bitki özlerini uygulayan çocukta iki ay sonra yapılan tetkikler doktorları hayrete düşürdü.Tüm tümörler kaybolmuştu ve çocuk çok iyi bir durumda idi.Küçük Büşra'nın da ailesinin de artık yüzleri gülüyordu.Ölümü yenmişlerdi...
Hastalık ve iyileşme raporları için tıklayınız
Çocuğun babası Necati Çunkur. Cep telefonu: 0536 561 78

3 YIL ÖNCE BARSAK (REKTUM) KANSERİNDEN KURTARDI:
Adı: Sıdıka Durnacı 55 yaşında emekli memur İstanbul'da kalıyorlar.
Kızı Tuğba hanım:  0536 431 56 05

Hastalık ve iyileşme öyküsü:
Sıdıka hanıma konulan tanı REKTUM KANSERİ idi. Hemen ameliyat edilecek, anüs iptal olacak, kolostomi torbasını da yaşadığı sürece taşıyacaktı.Ameliyat sonrası KT ve RT uygulanacaktı.Bu vakaların azami yaşam süresi de 3 yıldır. Aile Ceyhan'lı olduğu için hemen, 2004 de Ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'na başvurdular. Güveloğlu, ameliyat olmamasını, ceviz büyüklüğündeki bu tümörün 6-8 ayda vereceği bitkisel ilaçları ile kaybolacağını söyledi. Ameliyatı iptal ettiler KT ve RT de olmayıp sadece bu özel bitki özlerini kullanmaya başladılar. 6 ayın sonunda tümör tamamen kaybolup gitti. Kanser markırları da normal oldu.Şu anda hiç bir sağlık sorunu yoktur.Aile Güveloğlu'na minnettar.
Bu tedavi de yine,Güveloğlu'nun yukarıda açıkladığı immünolojik  ve sitotoksik etkili bitki özleri tedavisinin bir ispatı olayıdır.Yakın gelecekte tüm dünya uygulanacağını umuyoruz.

BİR WEB SİTESİNDEN ALINTI AŞAĞIDA

Bitkisel tedavi hk.

Arkadaşlar,1,5 yıl kadar önce kayınvalidem kanser hastalığının maling melonom diye bir türü var.en tehlikelisi olandan.kaybettik.ben o zamanlar bu hastalığın tedavisi var mıdır derken internetten araştırma yaptım.ama maalesef yoktu.dünyada bu türden  kurtulan tek insan yok.araştırmalarımda bir siteyle karşılaştım ve eşimle mail attık.bize aşağıdaki samimi olduğunu düşündüğümüz cevap geldi
************
Geçmiş olsun.Çok üzgünüm.Bu kanser türünü hiç bir ilaç maalesef tedavi edemiyor bu günün teknolojisi ve tıbbı ile.Bu tür hastaları RT - KT vs. tıbbi yöntemlerle gittiği yere kadar götüreceksiniz.
Allah yardımcısı olsun.
Saygılar.
Atabay Güveloğlu

***************

Yani istese adam bizim o anki durumumuzdan faydalanarak parayla ilaç verebilirdi.bizde o anki ruh halimizle mecburen alırdık.kim olsa aynı şeyi yapardı.sonuçta ortada bir can var.yani bize gelen mesajıyla Atabay bey in para gözü biri olmadığını anladık.ama sonuçta 3-4 ay içinde annemiz vefat etti.

ben o zamandan beri sitesini ara sıra girip ziyaret ediyorum.ve arkadaşlar o kadar çok kanserli hastayı iyileştirmiş ki.hastalar ve yakınları hayretler içinde kalıyor.modern tıptan umudunu kesenlerin 2.kapısı gibi.şimdi bunu niye yazdın diyenler vardır.balıkla da ilgisi yok ama bu amansız hastalığa yakalanan lar için belki de umut kapısı olacaktır.
BENİM KESİNLİKLE REKLAM FALAN YAPTIĞIMI DA DÜŞÜNMEYİN.

sadece zor durumda olan varsa belki bir çare olur diye paylaşmamdandır.teşekkürler.

http://www.amatorbalikci.net/showthread.php?tid=5385

KANSER TEDAVİSİNDE HASTALAR, EN İYİ TEDAVİYİ BULMAK ZORUNDADIRLAR.AŞAĞIDA BİR ÖRNEK...

----- Original Message -----

Sent: Monday, April 07, 2008 10:22 PM

Subject: Göğüs kanseri vakası

Sn. Atabay Bey 

Sizle iletişime geçmemi, daha önce akciğer kanseri olup sizin ilaçlarınızla sağlığına kavuşan Muhsin Aydının oğlu Dursun Aydın tavsiye etti. 

Teyzem 3 gün evvel göğsünde fark ettiği tümör sebebiyle doktora müracaat etti. Bu gün ameliyat oldu ve 4-5 cm boyutlarında olduğu belirtilen tümörün kötü huylu olduğunun anlaşılması üzerinde göğsün tamamı ve 50 ad. lenf bezinden 15 tanesi alındı. Lenf bezlerinin alınmasının sebebi, kanserin lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığını tespit edip ona göre uygulanacak tedaviye karar verilecekmiş. Lenf bezleriyle ilgili patoloji sonucunun 3 gün içersinde verileceğini söylediler.

Doktor, hastalığın erken teşhis edildiğini tedavinin olumlu sonuç verme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. 

Daha önce anne annem de aynı hastalıktan vefat etmişti. 

Sizden ricam bu hastalıkla mücadelede biz bir yol haritası çizmeniz. Kematorapinin insanı ne kadar yıprattığını, daha evvel anne annemin tedavisinden biliyorum. Dursun Aydının babası sizin tavsiyeleriniz ve hazırladığınız reçetelerle sağlığına kavuştu ve şu anda kanserden tamamen kurtulduğunu ve artık tedavi olmadığını biliyorum üstelik fazla kematorapi almadan. 

Lütfen bize yardımcı olun. Sizin tavsiyeleriniz benim için çok önemli. Lütfen mümkün olduğunca hızlı yanıt verin. 

Teşekkürler. 

Türkay Pektürk

   Bu sayfanın en başındaki çizelge tablo, bu çalışma ve başarılardan haberi olmayan insanlar için şaşkınlık ve şüphe yaratabilir. Çünkü kanser tedavileri konusu, çok istismar edilmektedir. Çaresiz damgası yemiş hastalıklarda kurtulma umudu ile çırpınan insanlar ve yakınları her duydukları kapıyı, doğru veya yanlışlığını araştırmadan çalmaktadırlar. "Kanseri 20 günde ortadan kaldırıyoruz" diyebilme cesaretini ve şarlatanlığını gösteren, kanıtları bulunmayan ve binlerce insanın klasik tedavileri bırakmasına neden olan bu insanlar ne tıp, ne de botanik bilimi ile en küçük ilgisi olmayan para peşindeki dolandırıcılar ve yardımcıları olan bazı sözde medya mensuplarıdırlar.

    Hasta insanlarımızın bazıları veya yakınları ölüm korkusu ile "Denize düşenin yılana sarıldığı" misali, doktora gider gibi bu şarlatanlara gitmekte, verdikleri bir takım yetersiz maddeleri kullanarak, daha yüksek şans tanıyan diğer gerçek tedavilerden uzaklaşıp kendi sonlarını getirmektedirler.

    Ancak bu sitedeki olay,web sitesinin tamamını incelediğinizde de göreceğiniz gibi,tamamen gerçek ve uzun yıllar yapılan bilimsel çalışmaların bir sonucu olan tedavilerdir. Bu gün,yayınlara göre kıyaslarsak, dünyadaki en ileri başarı oranına sahip kanser tedavi metotlarıdır. Bunu başaran bir Türk araştırmacı olan Herbalist Atabay Güveloğlu'dur. İspatı ise ortadadır.

BU BİTKİSEL İLAÇLAR NİÇİN YAYGINLAŞTIRILAMIYOR...

    Uluslararası ilaç tekelleri, kendi ürettikleri ve çoğu tedavilerde yetersiz olduğu ve korkunç yan etkileri görülmüş olan sentetik ve kimyasal kökenli ilaçlarının dışındaki alternatif, bitkisel ilaçlara ve diğer doğal şifa maddelerine fırsat tanımayacak kadar güçlü oldukları için bu ilaçlar ve uygulamalar yaygınlaştırılamıyor. O kadar güçlenmişler ve 3.dünya ülkelerine yerleşmişler ki, kendi ilaçlarının dışında hiç bir alternatife imkan tanımamak için her tür girişimlere giriyorlar ve görülmedik baskılar uygulayabiliyorlar. Bezen devletin memurlarını, bazen çıkar karşılığı çamur atmayı meslek haline getirmiş sözde medya mensuplarını ve bazen de politikacıları devreye sokarak sistemli bir şekilde baskı uyguluyorlar. Çalışmalara ve uygulamalara ellerinden geldiğince fırsat tanımıyorlar.Olmadık çeşitli entrikalarla alternatif tedavileri engellemeye çalışıyorlar.
   Özellikle KANSER ve LÖSEMİ tedavilerinde onkologların ve hematologların kullandırdıkları ama her vakası ölümle sonuçlanan çok pahalı ithal kemoterapi ilaçları görünümlü kimyasal maddeler vardır. Bunun bedeli de genellikle devletin kasasından çıkar.Hastaların bunu karşılayacak SSK vs. gibi bir tür sosyal kurumu vardır. Bu ilaçlar elbette sonu ölümle biten uygulamalar olduğu için paramız da boşa gitmiş olur.Yıllardan bu yana bu firmalar Türkiye'de bu vurgun düzeninin korunması için araştırma enstitüsü adı veya görüntüsü altında bir bölümü kullanırlar.Başına da müdür olarak, adı öldüren doktora çıkmış, maddi çıkarlarını insan sağlığının üstünde tutan Prof. unvanlı birini koyarlar. Bu firmalardan düzenli büyük paralar alan bu kiralık kişiler, her başarılı alternatif ilaç buluşuna veya uygulamasına "En iyisini hep ben bilirim" mantığı ile yaklaşarak, sadece çıkar amaçlı olarak çalışan bazı televizyon programcılarını da destek alıp, hayatları pahasına saldırırlar.Türkiye'de bu adi oyunun ve çıkar çarkının temsilcisi ise, hiç anlamadığı ve bu konuda tahsil ve araştırma yapmadığı halde, okuduğu bir kaç dergi ve kitaptan ezberlediği basit terkiplerle bitkisel ilaç uzmanıymış gibi ahkam keserek hastaları kendine çekmeye çalışırlar.


GÜVELOĞLU'NUN BİTKİSEL İLAÇLARLA KANSER, LÖSEMİ, SEDEF, SİROZ, HEPATİTLER VE PEK ÇOK HAYATİ SORUNDA BAŞARDIĞI VE UYGULATTIĞI BİTKİSEL İLAÇ TEDAVİ YÖNTEMLERİ ŞU ANDA EN İLERİ ÜLKELERİN TEDAVİ YÖNTEMLERİNDEN DAHA BAŞARILIDIR .
Uygarlığımız bu düzeye her konuda Güveloğlu gibi özel araştırmacıların başarılı çalışmaları ve buluşları sayesinde gelmiştir.İlimin üzerinde unvan ve rütbe yoktur. Aslolan, insanlığın emrinde olmak ve insanlığa faydalar sunabilmektir.


     İŞTE; ATABAY GÜVELOĞLU'NA GÖNDERİLEN KANSERLİ BİR HASTANIN (Multipl myelom) ABD DEKİ KIZININ TEŞEKKÜR E-MAİLİNİ AŞAĞIDA OLDUĞU GİBİ VERİYORUZ:

----- Original Message -----
From: "asli petek"
To: "atabay_güveloglu"
Subject: Re:Çok teşekkürler


Merhabalar Atabay Bey,
Bugün çokkkk mutluyuz. Annem ilaçlara başlayalı henüz 22 gün oldu. Fakat test zamanı gelmişti yaptırdık ve hiç ilerlememiş hatta bir iki değer gerilemiş çıktı. O kadar şaşırdık ve mutlu olduk ki. Bu kadar çabuk sonuç almak mümkün mü? Morali öyle düzeldi ki, simdi şevkle devam ediyor ilaçlara. Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. çok çok teşekkürler. acaba gerçekten tamamen biter mi 6 ayın sonunda? Bize öyle ümit verdiniz ki en zor anımızda. Minnettarız. Size sağlıklı günler diliyorum.
İyi çalışmalar.
Asli Petek



    Her gün Güveloğlu'na yüzlerce hasta başvurur ve onlarca insan da özel bitkisel ilaçlarını isteyip alarak kullanmaya başlarlar.

    Yine her gün yukarıdaki gibi onlarca teşekkür mektupları alır. Her tedavisi ayrı bir olaydır, ve bu nedenle kanser, kalp-damar, siroz, sedef, vitiligo, lupus, beyinsel hastalıklar, epilepsi gibi pek çok çaresiz bilinen hastalıkların tedavisinde ilk akla gelen tanınmış ünlü bir bitkisel ilaç otoritesidir. Hastalıkları bilinenin dışında yorumlama esasına dayanan teorileri ile ünlenmiştir.

    Kanserdeki bu ileri tedavileri yanında sedef hastalığından kalp-damar daralmalarına kadar 200 den fazla önemli ve çaresiz bilinen sağlık sorununda % 50 den %100 lere varan bir başarı oranı ile bitkisel formüller ortaya çıkartmıştır. 20 yılda binlerce insan kurtulmuştur. Bu başlı başına bir olay başarıdır.

    Konvansiyonel tedavilerin sonu yoktur. Tanı kesin olarak tam yapılmakta ancak kanserin, tıpta kalıcı tedavisi dünyada henüz bulunamamıştır.
SABAH gazetesinin 15 mart 2004 tarihli haberinde de okuyacağınız gibi, Güveloğlu'nun bitkisel ilaç tedavileri gibi böyle başarılı olaylara ve bu tedavilerin yaygınlaştırılmasına, sözde kanser ilaçlarından ve diğerlerinden büyük rantlar elde eden uluslararası ilaç firmaları çeşitli baskılar uygulayarak engel olmaktadırlar. Ancak bu tedavileri iyileşenlerden ve medya haberlerinden duyan, web sitemizden öğrenen ve bilen insanlar faydalanabilmektedir.

        YALAN TEDAVİ HABERLERİ YAPTIRIYORLAR!

    Başarısız kanser ilaçlarından ve diğer tedavilerinden büyük rantlar elde eden ilaç kartelleri ve bazı özel kurumlar, remisyon, yani geçici iyileşme dönemine gelen kanserli veya lösemili bir hastayı gösterip gazetelere veya televizyonlara çıkartarak "Kanseri yendi!" diye haber yaptırıyorlar. Oysa o hasta ile bir yıl sonra görüşmek isteseniz "Maalesef kaybettik" diyeceklerdir. Bazı ünlüler de medyada görüyorsunuz. Önce doktorların verdiği moralle veya yanlış bilgi ile basına çıkıp "moralim çok iyi, kanseri yendim çok şükür!" diyor. Bu haber kanserlilerde bir ümit dalgası oluyor. Ama bir kaç ay sonra yine haberlerde görüyoruz ki bu ünlü insan için "Amansız hastalığa yenik düştü, kaybettik" diye manşet atıyorlar...

    Bazen de "Kanserin ilacı bulundu" diye hiç bir yarar sağlamayan bir maddeyi medyadan tanıtıyorlar.
    Yine son günlerde, üç yıl önce Kütahya ısırgancısı Mustafa Sarıkaya balonu gibi, para hırsı ile kanseri kullanarak TV ve Gazetelerde de "Kanserin ilacını ve aşısını buldular" diye haber yaptırılarak, hasta yurttaşlarımızı ya Kütahya'lara veya aşı için Almanya'da anlaştıkları bir hastaneye hiç bir tıbbi değeri bulunmayan bir maddeyi uygulatmak için yönlendirerek oradaki dolandırıcılarla ortaklaşa trilyonlar kazanmayı planlıyorlar.

    Hiç bir fayda sağlamayacağı,mikrobik bir sorunmuş gibi "Aşı" deyiminden de belli olan ve yine hiç bir tıbbi dergide yayınlanmamış ve iki devletin de sağlık Bakanlıklarının onay vermediği boş bir uygulamayı yapmaya çalışıyorlar. Amaç apaçık ortada...
    Bunlar reklam ve çıkar amaçlı asılsız asparagas haberlerdir. Kanseri sömürü aracı yapıp çok büyük rantlar sağlıyorlar. Olan ise maalesef hastalara oluyor..
    Konvansiyonel tedavi ile uğraş veren kişi ve kurumların böyle asılsız reklamları yanında, maalesef onkolog bile olmayan bazı Türk doktorlar da bir televizyonla anlaşarak kanser gibi en hassas bir tedavi konusunda sözde ciddi buluşlar yapmış gibi "Balon" patlatıyorlar ve çaresiz binlerce insanı Marmaris'lere, Ödemiş'lere ve oraya buraya sürükleyerek maddi, manevi çöküntüye ve zarara uğratıyorlar. Hastaya faydası olmuyor ama bu doktorlar yüksek rant sağlıyorlar. Bu nedenlerle kanıtsız iddialardan daima uzak durmak, faydasız ilaçlarla zaman kaybetmemek gerekmektedir. Ne zakkumun NO ekstrasının ne de ne olduğu belirsiz Beres damlasının kanser ilaçları olarak en küçük yararları yoktur.

    Şu anda uygulanan tıbbi onkolojik tedavilerle kanserden kurtulmak mümkün değildir. Öyle olsa idi bu sorundan değerli, güç yetişen kıymetli bilim adamlarımız olan doktorlarımız ölmezlerdi. Ama maalesef şimdiki tıpta,kanserde tedavi değil, sadece tanı vardır diyebiliriz..

"Oyun bittiğinde şah da, piyon da aynı kutuya konur..."

Güveloğlu'nun şu teorisi hiç bir zaman unutulmamalıdır. Vücudun kendisinin ürettiği hastalıkların hiç birisi (kanser türleri, lösemi türleri, sedef hastalığı, spastik kolon, lupus vs. gibi) dıştan bu sorunlara yapılacak ilaç, operasyon gibi müdahaleler ve ilaçlarla asla kalıcı olarak geçmez. Bu sorunu ancak yine vücudun kendisi düzeltebilir. Verilecek maddeler bu nedenle vücudun bozulan kimyasını düzeltecek şekilde düşünülüp, bu amaçla hazırlanıp verilmelidir. Bu imkansız görülen sorunları, vücudun bağışıklık ve bozulan elektrik sistemi tekrar düzeltilerek tamamen gidermek mümkün olmaktadır.Güveloğlu'nun felsefesi, ilaçları ve başarısı da işte bundandır. İlaç araştırmanları bu yönde çalışmalıdırlar. Yeterli uyarı verildiği zaman insan vücudunun yenemeyeceği hiç bir hastalık yoktur. Bitkilerin bünyesinde ise bu cevherlerin hepsi mevcut ve saklıdır.Bütün mesele, Güveloğlu gibi bunları araştırıp çıkartmaktır.

KANSER OYALANMAYA GELMEZ!

 Özellikle kanser türü hastalıklar hiç oyalanmaya gelmeyen öldürücü sorunlardır. Hasta veya yakınları, çok kısa süre içerisinde klasik tedaviler yanında en iyi ilaçları veya tedavi şeklini bulmak zorundadırlar. Şu andaki mevcut tıbbi kanser tedavileri hastanın ömrünü uzatmaya yönelik uygulamalardır. Kanser gerçek bir felakettir insan için. Bunu peşinen kabul ederek bu felaketten en kolay ve emin şekilde nasıl kurtulabilirim diye çaba sarf etmek gerekir. Alternatif destek mutlaka şarttır. Bilinçli ve en iyi alternatif ilaçlar uygulamaz ise hastaya ek bir zarar bile verilebilir.

 

KANSER VE BU GÜN UYGULANAN TIBBİ TEDAVİLER NEDİR?
Kanser, bazı etkilerle değişime uğramış hücrelerin, gerek yerel ve gerekse uzak noktalarda kontrolsüz olarak çoğalıp büyümelerinin sonucu oluşan hastalığa verilen addır. Normalde hücreler belli bir kontrol altında, ihtiyaca göre bölünerek çoğalırlar. Hücreler bir taraftan programlı ölüm ya da "apoptoz" denen olay ile yok olurken, diğer taraftan da DNA'daki çeşitli genlerin kontrolüyle çoğalırlar. Bu genler mutasyona (değişime) uğrayarak hücrelerin aşırı büyümesine sebep olurlarsa, o zaman kanser oluşur.

Geleneksel kanser tedavi yöntemleri vücudumuzun kendi hücrelerinden oluşan tümör hücrelerinin öldürülmesi amacına dayanır. Bu amaçla tümör hücreleri ya cerrahi müdahele ile, ya kemoterapi denilen kanser hücrelerini yoketmesi arzu edilen öldürücü ilaçlarla veya, çok yüksek frekansta iyonlaştırıcı radyasyon yayan ışınlar kullanarak kanserli hücreleri yok edilmeye çalışılır..

      Her üç tedavi yöntemi de ölümle sonuçlanabilen, çok ciddi yan etkiler içermektedir. Etkinlik açısından sa örneğin Saygın Clinical Oncology dergisinde 2004 yılında yer alan bir makaleye göre kemoterapi tedavisi 5 yıl kanser hayatta kalma oranını ABD'de yalnızca %2,1 ve Avustralya'da %2,3 oranında arttırmaktadır. Tedavi sürecinde saç dökülmesi, mide bulantısı, şidetli ağrılar vs gibi sayısız yan etkilerle karşılaşılabilmektedir..Kanserli hücreleri öldürme prensibine dayalı olan bu tedaviler genelde bu hücrelerin tamamını yok edememekte ve geri kalan hücreler tedaviye dirençli bir şekilde agresif bir şekilde tekrar ortaya çıkıp vücudun çeşitli bölgelerine yayılmaya (metastaz) başlamaktadırlar.
   Fortune dergisinde yer alan ve harcanan milyarlarca dolara rağmen niçin kanser ile savaşta başarı sağlanamadığını irdeleyen bir makaleyi yukarıda Sabah Gazetesi'nin Türkçeleştirdiği şekilde vermiştik.      

KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİ TEDAVİLERİ İÇİN BİZDEKİ GİBİ TELEVİZYON SOYTARILARI DEĞİL, GERÇEK BİLİM ADAMLARI BAKIN NELER DEMEKTEDİRLER?

2 kez Nobel ödülü kazanan Dr.Linus PAULING "Herkes şunu bilmelidir ki; konvensiyonel (Kemoterapiler vs.) kanserle savaş büyük bir aldatmacadır." diyor.

Milli Kanser İstişare Komisyonu'nda uzun süre çalışan ve DNA'nın çift helix yapısını keşfedenlerden biri olan, yine Nobel ödüllü Dr.James WATSON daha sert konuşuyor;

"Bu kanser savaşı hikayesi bir öbek pislikten başka birşey değildir."
diyor.

Californiya Tıp Okulu Üniversitesinde Dr.Alan LEWIN
"Bu ülkede kanserlilerin çoğu kemoterapi yüzünden ölüyor. 10 seneye yakın bir süreden beri istatistiklerin kanıtladığına göre, göğüs, kolon ve akciğer kanserinde kemoterapi tamamen etkisizdir." diyor.

Amerikan senatosuna bağlı Office of Technology Assesment yani Teknolojiyi Değerlendirme İdaresi'nin raporu da tüm bu iddiaları kesin olarak doğruluyor:
"Yapılan incelemelerde
görülmüştür ki konvensiyonel tedavi yöntemleri kanser vakalarının ancak %10-20'si üzerinde etkilidir."


Bir Türk doktor da kitabında şöyle diyor;
"Bu gün ülkemizde uygulanmakta olan konvensiyonel kanser tedavisi sadece ilaç satıcılarına yaramaktadır. Onların sömürü düzenine ve bilgisizliğe ters düşen, daha doğrusu ilaç kartelini tedirgin eden buluşların sahipleri gestapovari (Hitlerin zalim polisleri gibi)  baskılarla ülkelerinden sürülmekte ve başka ülkelerde yaşamak ve yaşatmak zorunda bırakılmaktadırlar."

Büyük araştırmacı Dr.Robert ATKINS
"Hiçbir işe yaramadığını bile bile hastasına kemoterapi uygulayan bir doktor hoşgörülü bir tabirle budala, fakat gerçek anlamda bir canidir." diyor. (Robert C. ATKINS, Healt Revolution: How Complementary Medicine Can Extand Your Life.New York: Bantam Books 1990 sahife:95)

GÜVELOĞLU'NA GELEN BİR MEKTUP VE CEVABI AŞAĞIDA

----- Original Message -----

Sent: Thursday, May 08, 2008 11:56 AM

Subject: kanser
 

SAYIN ATABAY GÜVELOĞLU

ENİŞTEM BUNDAN 4,-5 AY ÖNCE BAĞIRSAKLARINDAKİ KİTLEDEN DOLAYI AMELİYAT OLDU VE KANSER TEŞHİSİ KONULDU. KEMOTERAPİYE BAŞLANDI 2-3 AY GİRDİKTEN SONRA KARACİĞER VE SAFRA KESESİ ARASINDA TIKANMA OLDU VE TIKANMA BAŞKA YERDE DE VARMIŞ. BU YÜZDEN AMELİYATTA EDİLEMİYOR İLAÇTA ALAMIYOR AYRICA KANSER KEMİKLERİNE DE İŞLEMİŞ. ŞU AN KARACİĞERİ BİTMİŞ 3-4 AY YAŞAR DİYORLAR. BU KONUDA YAPABİLECEĞİNİZ BİR ŞEY VARSA YARDIMINIZI RİCA EDİYORUM. İNTERNETTE YAZAN CEP TEL SİZE ULAŞAMADIM. BİLGİLENDİRMENİZİ RİCA EDERİM. İYİ GÜNLER

 Gülsüm MAHANOĞLU
Muhasebe Departmanı
AKADEMİ BİR GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ
LTD.ŞTİ.
 

Merhaba Gülsüm hanım,

Geçmiş olsun.Güveniniz için teşekkür ederim.

Bu aşamaya gelmiş kanser hastalarında artık ilaçların faydası olamaz.Övündükleri ve Prof.Erkan Topuzun, bitkisel ilaçların önünü kesmek için her gün  televizyonlarda kanserlilerin %90 ını tıbbi tedavilerle kurtarıyoruz diye 60 milyon insanın gözüne baka baka yalan söylediği tıbbi kanser tedavilerinin sonucu işte budur maalesef.

Yardımcı olamadığım için üzgünüm.

Saygılar.

Herbalist Atabay Güveloğlu
____________________


İŞTE BİR CANİ DOKTORLUK ÖRNEĞİ DAHA (Ankara'da)
 

----- Original Message -----

From: ncdagli

Sent: Sunday, January 28, 2007 7:10 PM

Subject: AKCİĞER KANSERİ


Sayın Atabay Bey,

İnternette kanserle ilgili bilgiler ararken sitenizi ve sizi tanıma fırsatını buldum. Ben hemen konuya girmek istiyorum. 57-58 yaşlarında olan ablama akciğer kanseri teşhisi kondu. Kalbin hemen arka tarafında 5-6 cm'lik iki kitle ve diğer yerlerde de birkaç tane 2'şer cm'lik kitleler olduğu söylendi. Doktor, hiç ümit olmadığını, ne kadar yaşarsa kar olduğunu söylemiş." Madem hiç ümit yok diyorsunuz o zaman şifalı bitkilere yönelebilir miyiz?" diyen yeğenlerime de sakın ne olduğunu bilmediğiniz otları denemeyin, bilime güvenin, demiş.

Atabay Bey, doktor hiç ümit vermediği gibi alternatif arayışlara da yönelmeyin, diyor. Bu nasıl bir mantık ben anlayamadım. Göz göre göre ölümünü her an bekleyin diyor, bir yandan da sakın başka yolları denemeyin diyor.

Şifa mutlaka Allah'tan buna tüm kalbimle inanıyorum. Ama sebeplere sarılmak ve çare yollarını aramak da vazifemiz. 

Atabay Bey, bize ne önerirsiniz? Ne yapmamız lazım? Sizden cevap bekliyorum. Ayrıca ablama şu an kemoterapi uygulandığını da bildirmiş olayım. Bir başka vermem gereken bilgi de ablam hayatında sigara kullanmamış bir kişidir. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum. İnşallah ablamın hastalığının iyileşmesine siz sebep olursunuz.     

Naci DAĞLI

TİGEM  Bakanlıklar/ANKARA

Tel. : İşyeri - 0312.4180687 

        Cep   - 0536.3092572

E-Mail : ncdagli@superonline.com

YUKARIDAKİ BU HASTAYA BU DURUMDA GÜVELOĞLU İLAÇ VEREMEMİŞTİR ELBETTE.ŞU ANDA BU  HASTANIN YAŞADIĞINI SANMIYORUZ.KLASİK KANSER TEDAVİLERİ İŞTE BUDUR.HER GÜN TELEVİZYONLARA ÇIKARAK, BÜYÜK GAZETELERDE YAZILAR YAZARAK  BİLGİÇLİK TASLAYAN DOKTORLARA ASLA İNANMAYINIZ. BUNLAR ÖLDÜREN İLAÇLAR OLAN KEMOTERAPİYİ SATAN İLAÇ FİRMALARININ OYUNLARININ BİRER PARÇASIDIRLAR.BU PROFESÖRLER VE ONKOLOGLAR İLAÇ ÇETELERİNİN BİRER MENSUBUDURLAR.BUNLARIN TEDAVİLERİNDEN KAÇANLAR KURTULUYOR ANCAK. KENDİ ESKİ SAĞLIK BAKANLARI MERHUM DR.YILDIRIM AKTUNAYI  BİLE KEMOTERAPİLER VS. İLE KURTARAMADILAR KANSERDEN .AMA KANSERDE, BİTKİ ÖZLERİ İLE HASTALARIN YARISINDAN FAZLASINI KURTARAN GÜVELOĞLUNUN BİTKİSEL İLAÇLARINA KARŞI ÇIKIYORLAR.ÇÜNKÜ İNSANLAR İYİLEŞTİKÇE FOYALARI ORTAYA ÇIKIYOR.GERÇEK KAFALARINA TOPUZ GİBİ İNİYOR...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 KLASİK TIBBİ KANSER TEDAVİLERİNİN GERÇEK YÜZÜ VE DURUMU MAALESEF BUDUR, AŞAĞIDAKİ BAŞKA ÖRNEKLERİ GİBİDİR..

----- Original Message -----
From: kahraman_elif
To: bilgi@atabayguveloglu.com
Sent: Monday, November 14, 2005 11:15 PM
Subject: Acele cevabınızı bekliyoruz

Sayın Atabay Bey;

Yaptığınız tedavileri Internet aracılığıyla öğrendim ve insanlık namına yaptığınız bu çabadan dolayı öncelikle sizi tebrik eder ve başarılarınızın devamını dilerim. Sizden dayım için acil yardım istiyorum.Biz İstanbul da ikamet etmekteyiz.Dayımın durumu gerçekten çok ciddi yazdıklarımı okuyunca bunu sizde anlayacaksınız. Kendisi akciğer kanseri ve dediğiniz gibi kendisine hekimlerimiz en fazla 1 sene ömür biçtiler. Kemoterapi oldu fakat kemoterapi böbrek yetmezliğine sebep olunca doktorları kemoterapiyi kestiler. Tedavisine bir müddet ara verdikten sonra radyoterapiye başlandı fakat bu tedavide pek yeterli olmadığından kanseri kemiklerine sıçradı. Bacağındaki ağrıların artması üzerine doktorlar ağrı kesici vererek bizi her defasında eve geri yolladılar ve bacağı için 4 günlük radyoterapi oldu. Fakat buda pek yeterli olmadı sanırım çünkü şuan aşırı bir kilo kaybıyla karşı karşıya. Saydığım tedavilere başlanmadığı zaman durumu bundan çok daha iyiydi. En azından dolaşabiliyor, gezebiliyor, çalışabiliyor ve yemeklerini düzenli bir şekilde yiyebiliyordu fakat şuan sadece yatıyor zayıflıktan ayakta dikilemeyecek durumda, ağzından kan ve küçük parçacıklar geliyor. Annesi, babası, eşi ve çocukları memleketimiz olan Bayburt ta olduklarından ve artık doktorların yapabileceği bir şey olmadığını düşünerek bin bir güçlükle ailesinin yanına Bayburt'a gitti. Şuan teyzemden aldığım bilgilere göre bilincini kaybetmeye ve etrafındakileri tanımamaya başlamış, nefes alamıyormuş anlayacağınız gün geçtikçe durumu daha da kötüleşmekte, bizlerde elimiz kolumuz bağlı bir şekilde ne yapacağımızı kara kara düşünmekteyiz. Kim ne dediyse maddi durum el vermediği halde o ilacı temin ettik yedirmeye çalıştık fakat hiçbirini yediremedik.4 tane çocuğu var ve yaşı daha çok genç. Ne olursunuz Allah rızası için bize yardım edin.
En kısa zamanda cevabınızı ve önerilerinizi bekliyoruz. Şimdiden çok teşekkürler...

Elif KAHRAMAN

NOT : Güveloğlu elbette bu aşamaya getirilmiş bir hastaya ilaç vs. verememektedir. Üzülerek olumsuz yanıt vermiştir Elif hanıma...

----- Original Message -----
From: ". ."
To:
Sent: Tuesday, November 15, 2005 12:19 AM
Subject: doktorların elinden birşey gelmiyor
Sayın Atabay Güveloğlu

Babamın 29 Haziran 2004 tarihinde midesinin tamamı alındı mide etrafındaki 17 lenf bezinden 10 tanesinde kansere rastlandı.21 gün aralıklarla 10 kür kemoterapi yapıldı.100de 95 kanser atlatıldı denildi 2 ay sonrasına tomografi için gün verildi günün 15 gün kala mayıs 2005 tarihinde babam da aşırı kilo kaybı başladı (80kilodan 58 kiloya düştü şu an ise 45 kilo) tomografide karaciğerde kanser tespit edildi karaciğer ameliyatına girildi bütün vücuda yayılımın başladığı görüldüğü için kitleler alınmadan kapatıldı 14 gün ara ile 2 gün üst üstte 5 kür kemoterapi yapıldı bundan sonra çekilen tomografide hastalığın yayıldığı görüldü kemoterapi bile yapılamaz denildikten sonra eve gönderildi şu an ak ciğerler iltihap ve su topladı nefes yetmezliğinden hastanede dahiliye de yatırıyoruz oksijen tüpüne bağlı günde üç dört defa buhar yapılarak ve ağrı kesiciler uygulanarak tedavi, devam ediyor günde bir şişe serum veriliyor ağızdan 3.4 kaşık çorba ve üç beş yudum sudan başka bir şey alamıyor sağ bacak kasığa kadar şiş sol bacak dize kadar şişmiş durumda midede de şişlik başladı.Geceleyin ağrıdan çok sıkıntıdan hiç uyuyamıyor buradaki doktorlar yapılacak bir şey yok diyor beklemede kalmamızı söylüyor bu durumda sizin öneriniz nedir? Saygılar.

NOT : Güveloğlu'nun bu hasta yakınlarına yanıtı da maalesef bu aşamada yapacak hiç bir şeyin ve ilacın olmadığı yönünde olmuştur...

BİR BAŞARI VE BİR BAŞKA YARDIM İSTEME E-MAİLİ:

----- Original Message -----
From: zahide aydin
To: bilgi@atabayguveloglu.com
Sent: Monday, April 17, 2006 1:11 PM
Subject: Akciğer kanseri için yardım..


SN. HERBALİST ATABAY GÜVELOĞLU BEYİN DİKKATİNE,

Bir tanıdığım sizden 4 yıl önce aldığı bitkisel tedavi sayesinde akciğer kanserini tamamen yendi. Web sayfanızı da inceledim. Yardımcı olacağınıza inanıyorum.Ben babam için sizden yardım istiyorum. Yapılan muayene sonuçlarını anlatmaya çalıştım.

AKCİĞER KANSERİ
Bundan 2 yıl önce öksürük ve öksürürken titreyip dengesini kaybetmeye başladı. Doktora gittiğimizde İstanbul Süreyya paşa göğüs hastalıklarında tedavi görmeye başladı. Çok küçük yaşlardan beri (10 yaşından beri) sigara kullanıyor ve alkol alıyor. (...)

Siz bu konuda nasıl bir tedavi uygun görüyorsunuz ?
Saygılarımla
ZAHİDE AYDIN

İŞTE GÜVELOĞLU MUCİZESİ..

----- Original Message -----

From: Dilara Yaylaoglu

Sent: Sunday, October 28, 2007 3:00 PM
 

Sayın Atabay Bey,
Sizin adresinizi arkadaşım Zehra'dan aldım onun kanser babasını ayağa kaldırmışsınız resmen bir mucize gibi... benim babamda maalesef kanser hastası almancasi Blasentumor idrar torbalarından baya büyümüş tümör kara ciğerine kaplamış az sağ böbreğine ver akciğerlerine akciğerlerini tam sarmamış ama nefes almakta zorlanıyor 4mm kadar büyüklüğünde imiş (.....) babamın raporlarını fakslan tercüme etmeden gönderiyorum.şimdilik hoşça kalın.
 
Saygılarla
 
Ayten Yaylaoğlu
Adres: Mozartstrasse 7  88255 Baienfurt           Deutschland Tel: 0751/544500

 

----- Original Message -----

Sent: Friday, January 11, 2008 2:48 PM

Subject: Çare


sayın Atabay bey öncelikle dahi buluşlarınızla birkaç yakınımın kanser hastalıklarında kalıcı çözümüne merhem oldunuz.Bu konuda takdire şayansınız.Benim sorunum da sedef rahatsızlığım var.Bu konu hakkında sizden kısa bilgi aldım teşekkür ediyorum.  Siz kanseri yendirmiş biri olarak bu amansız hastalığa da çare olursunuz.Bu konuda ispatlarınız göz önünde olduğundan güvenim sonsuzdur. Acilen yardımlarınızı istirham ediyor ve saygılarımı sunuyorum
123volkan@mynet.com


----------------------------------------------------------------------------------
KEMOTERAPİ TEDAVİSİ (!)

----- Original Message -----
From: nil.oktay
To: bilgi@atabayguveloglu.com
Sent: Monday, May 22, 2006 9:29 AM
Subject: kolon kanseri


Merhabalar...
Öncelikle sitenize rasgele denk geldim ancak okuyunca hemen yazmak istedim.Babam kasım ayında ameliyat oldu ve başarılı geçti..Kalın bağırsak kanseriydi,doktorlar erken teşhis demişti bizde çok sevinmiştik tabii.Ancak 12 seans kemoterapi alması gerekti ve tedavi başladı.Önceleri her şey iyiydi ama şu an verilen ilaçlar babamı gözümüzün önünde eritiyor...Doktorlar her şey yolunda normal bunlar diyor ama babamı gördükçe bizde mahvoluyoruz. Şuan son 3 seans kaldı,doktorlar bir daha kemoterapi görmeyecek ancak son bir ameliyatla bu hastalığın kökünü kazıyalım diyorlar..Şu an ağzı ilaçlardan dolayı yara içinde ve dili şişti.yemek yiyemiyor,ve halsiz düşüyor,bazı ilaçlar verdiler ama ağız için şuan kemoterapi gördüğü için fazla bir şey yapamıyorlar..Öncelikle her şey Allah'tan ama tabi doğa ve bitkilerde..Bu kadar bitkiyi sadece görelim ve koklayalım diye yaratmadığını düşünüyorum....Lütfen bize yardım edin,en kısa zamanda mailinizi bekliyorum. Saygılar.

----- Original Message -----
From: "Turkan türk"
To:
Sent: Sunday, June 18, 2006 9:47 PM
Subject: Meme kanseri ve metastazları için
lütfen acil cevap bekliyorum

Size şimdiden teşekkür ediyorum.  Kanser karşısında çaresiz kalmak kadar kötü bir şey olamaz bir insanın gözünüzün önünde eridiğini görmek anlatılabilecek bir duygu değil.Sizden annem için yardım isteyeceğim beni bilgilendirirseniz sevinirim.
Annem 2002 yılında meme kanserine yakalandı ve ameliyat oldu sol göğsü alındı kemoterapi tedavisi arkasından ışın tedavisi gördü ve temizlendi dediler. 1yıl sonra kemiklerine sıçradı yeniden tedaviye başlandı yine ışın ve kemoterapi tedavisi. gördü ama 2005 yılanda akciğerine sıçradığını söylediler.Kemoterapi almaya devam ediyor ama ca oranları düşüyor, kemoterapi kesilince yeniden çıkıyor şu geçen hafta aniden sara nöbeti geçirir gibi bayıldı ve hastaneye kaldırdık bu kez beyine sıçradığını söylediler.Bu yüzden MR çektireceklerini söylediler bu geçirdiği bayılmadan sonra çok halsiz düştü ?u an doktoru beyne sıçramış,ışın tedavisi yapalım diyor. Özetle, annem meme kanseri ama,meme ameliyatı olduktan sonra onca sözde tedaviye karşın akciğer ve kemik metastazı ve şimdi de beyine sıçramış bir vaziyette...3 yıldır aldığı kemoterapinin hiç bir faydası olmuyormuş meğer.Maalesef durum budur Sayın Güveloğlu. Sizden lütfen acil cevap bekliyorum ona göre,ne önerirseniz onun tedavisi başlanacak.Lütfen yardımcı olursanız sevinirim.

NOT : Güveloğlu bu aşamaya getirilmiş hastalara elbette bitkisel ilaç vs. verememektedir. Eğer operasyondan hemen sonra Güveloğlu'nun özel formül ettiği immünolojik ve sitotoksik etkili bitki özleri kokteyllerine başlamış olsalar idi 6-8 ayda büyük başarı oranı ile kanser vücuttan silinirdi. Ama kötü, zehirli ilaçlarla hastanın bitkisel ilaç değil su bile içecek halini bırakmamışlar. KT lerle, RT lerle kökünü kazıyacaklarını söyledikleri kanser tedavilerinin sonucunu okudunuz...

DİKKAT: KANSER TÜRKİYE'DE ARTACAK! (Yazıyı tıklayınız)

Bu günkü medikal kanser tedavilerinin amacı ve mantığı, hastadaki kanser hücrelerini başıboş gelişimine bırakmamak için, zehirin dozunu ayarlayıp, sağlıklı hücrelerle birlikte kanser hücrelerinin bir kısmını da zehirleyerek hızlı gelişimini yavaşlatmak, zaman kazanmak ve dolayısı ile hastanın ömrünü uzatabilmektir. Kemoterapik ilaçları,sağlıklı bir insanı öldürmek amacı ile kullanmak da mümkündür. Yani dozu aşıldığında insanı kısa sürede zehirleyerek öldürebilen kimyasal veya doğal kökenli zehirlerdir.Ama burada bir çaresizlik örneği olarak uygulanmak zorunluluğu doğmaktadır. Amaç, hastalığı ortadan kaldırmak değil, hastanın ömrünü biraz daha uzatabilmektir. Pek çok kanser türünde, örneğin lösemilerde şu anda kanser hücrelerine karşı tek medikal silah olan kemoterapi uygulanması zorunludur. Lösemilerde blast hücre oranı normale yakın hale getirildiği remisyon döneminde Güveloğlu'nun reçeteleri uygulanmaya başlanıldığında hastalar bu stabil durumu muhafaza ettikleri gibi 6 aylık devamı olan uygulamalar sonucunda genellikle sorun tamamen ortadan kalkmaktadır. 1985 den bu yana hiç bir sağlık sorunu olmadan yaşayan ALL, AML, KML ve KLL lösemi geçirmiş insanlar vardır. Ancak ilk dönemde kemoterapi uygulanmalıdır. Güveloğlu'nun kanser için uygulattığı bitkisel reçetelerin takibini koordineli olarak doktorlar yaparsa başarı tam olmaktadır. İki tedavi de mutlaka gerekmektedir. İlk kemoterapilerle hastaya sağlanan geçici düzelmelerin hemen arkasından uygulanan bu özel bitkisel reçeteler bozulan dengeyi vücut lehine değiştirerek düzeltmektedir. İspatı her zaman ortadadır...

KANSERDE KLASİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Yukarıda bahsettiğimiz kanser hücrelerini zehirleme yönteminin genel adı "Kemoterapi" dir. Şu an en yaygın uygulanan ilaç da budur. Diğer klasik tedavi yöntemlerinden birisi de "radyoterapi"dir. Buna halk arasında "Işın, şua tedavisi"de denilmektedir. Bu yöntem, serbest kanser hücrelerinden çok kanser topluluğu olan tümörleri pasifize veya yok etmek amaçlı olarak uygulanır. Kanser tümörünün olduğu bölgeye, radyoaktif ışın verilmek suretiyle tümörü meydana getiren hücreler yakılmaya çalışılır. Bu yöntem de normalde sağlıklı insana bile tehlikeli şekilde zarar veren bir uygulamadır. Kanser hastasına verilen dozun biraz üzerinde, sağlıklı bir insana uygulandığında kanser hastası yapacak veya sakatlık bırakacak radyasyon ihtiva etmektedir. Bu zararı nedeni ile ancak belli dozlarda verilebildiğinden "Radyoterapi" de kanser tümörünü tamamen yok edememekte, belli bir süre için durdurmaktadır. Kemik metastazları, akciğer kanserleri ve cilt kanserlerinde hastalığı bir süre durdurduğu kanıtlanmış bir uygulamadır. Klasik, konvansiyonel kanser tedavilerinde diğer ve önemli bir yöntem de "Ameliyat" yani "Tümör alma operasyonudur" Eğer, kitlenin yeri ve büyüklüğü açısından operasyon olanağı var ise,insan bünyesine en az zarar veren tedavi yöntemidir. Özellikle meme ve bağırsak kanserlerinde bu şekilde tümörler opere edilerek alınmakta,kalan serbest hücreler için de akabinde kemoterapi uygulanarak hastanın ömrü uzatılmaktadır. Serbest kanser hücreleri büyük oranda temizlenebilirse, bu yöntemle %10 lara varan oranda geçici iyileşmeler sağlanmaktadır. Kanser veya diğer hastalıklar için tıpta bir kural vardır: Eğer tedaviden sonra,hiç bir yeni tedavi yapılmadan o hastalık 5 yıl içinde nüksetmemiş ise hasta tamamen iyileşmiş demektir.
BİTKİSEL İLAÇLARIN GÜCÜNÜ GÖREN ŞAŞKIN ONKOLOGLARIN YENİ OYUNU:"BİTKİSEL İLAÇLARI KEMOTERAPİ İLE BİRLİKTE KULLANMAYIN" DİYORLAR...

    Onkologlar ne iş yapan doktorlardır? Kansere tanı koyabilen ama tedavi ederek ortadan kaldıramayan, ömrünü 3-5 ay uzatabilmek için insanlara zehirli maddeleri vererek ve çeşitli  yöntemler uygulayarak sözde tedaviler yapan ama kurtaramayan hekimlerdir.Hastaları ölürler...
Bunları herkes biliyor ama ben yine de bu sitemde, sözde tedavileri ile perişan olan hastaların acı maillerinden örnekler verdim.Maalesef durumları budur bu doktorların.Bunlar iyileştiren değil öldüren doktorlardır.Kemoterapi ile iyileştiremeyeceklerinin bile bile insanları zehirleyen ve devletimizi her yıl trilyonlarca zarara sokan hekimlerdir. Atabay Güveloğlu'nun tamamen kurtardığı yüzlerce insanın tamamı bunların tedavilerini yarım bırakarak veya hiç girmeyerek bitkisel ilaçlara başlayan insanlardır.Yani kanser tedavilerinden kaçanlar kurtulmuşlardır.
    Bitkisel ilaçlarımızı kullanarak tamamen kurtulan insanlarımızı teşhir ettikçe ve bu müthiş gerçeği gördükçe onkologlarda panik başladı.İnsanların başka bir yöntemle kendilerinin tedavileri dışında iyileşmeleri onlarda bir aşağılık kompleksi yaratmaya başladı.En iyisini hep biz biliriz diyen bu hekimler şimdiye kadar hep "Aman bitkisel ilaçlar kullanmayanız, zararlıdır" diyorlardı.
    Bitkisel ilaçlarla tedaviler tüm dünyada iyice yaygınlaşıp, kanserden kurtulanlar çoğalınca artık bitkisel ilaçlar zararlıdır diyemez oldular.Bu nedenle, klasik tedavileri ve kendileri ikinci plana düştükleri için yeni bir taktik ve planlı bir oyun uygulamaya başladılar.
    Bir şekilde kandırarak ve  iyileştireceklerine ikna ederek kemoterapiye başlattıkları hastalara "Kemoterapilerle ile bitkisel ilaçları sakın birlikte uygulamayınız.Bizim tedavilerimiz bitsin, ondan sonra uygularsınız " diyorlar. Güya iki tedavi bir arada olmazmış.Tam bir Bizans taktiği...
    Verdiğimiz bitkisel ilaç diye tabir edilen maddelerin bir baş sarmısak, soğan, turp, havuç veya bir şişe meyve suyu kadar zararsız olduğunu çok iyi biliyorlar. bir şişe kola bile verdiğimiz bitkisel ilaçlardan daha tehlikeli ve zararlıdır hastalara.Hiç bir bilimsel dayanağı yoktur bu telkinlerinin.
    Burada amaçları, bitkisel ilaçların kullanımına zaman bırakmamaktır. Kemoterapi vs. sözde tedavilerinin sonunda hastaların nasıl olsa öleceklerini biliyorlar.Yani bitkisel ilaçları kullanmaya hastaların zamanı kalmayacaktır ve hasta ölünce de prestijleri kurtulacaktır zavallıların...

   
 İnanmayınız bu doktorlara.bir uzmanca verilmiş olan bitkisel şifa maddelerinin ne hastaya, ne de diğer tedavilere asla zararları yoktur.Bunları birer güçlü besin gibi kabul edebilirsiniz, kullanabilirsiniz.


KANSER YANINDA LÖSEMİNİN TIBBİ TEDAVİLERİ DE MAALESEF FİYASKO İLE BİTİYOR.ONKOLOGLARIN VE HEMOTOLOGLARIN ÇIKAR AMAÇLI OLARAK İYİLEŞMİŞ GİBİ GÖSTERDİKLERİ PEK ÇOK İNSAN İKİ YILA VARMADAN ÖLMEKTEDİRLER.BU SADECE TÜRKİLYEDE DEĞİL, YURT DIŞINDA DA MAALESEF AYNI BAŞARISIZLIKTADIR.BU NEDENLE GÜVELOĞLUNUN TEDAVİLERİNİN ÜSTÜNLÜĞÜ DAHA İYİ ANLAŞILMAKTADIR.GÜVELOĞLUNA YAPILAN SALDIRILARIN NEDENİ DE BUDUR.KANSER DOKTORLARI İNSANLARI KANDIRARAK ÇIKAR TEMİN EDİYORLAR.KANSER VE LÖSEMİDEN BİLİNÇLİ BİR KESİM KURTULABİLİYOR...
AŞAĞIDA BİR LÖSEMİ HASTASININ YAKINININ MEKTUBUNU VERİYORUZ:

----- Original Message -----

Sent: Monday, February 18, 2008 10:42 AM

Subject: ALL LÖSEMİLİ ÇOCUĞUMUZ HK.

Merhabalar Atabey Bey

 Ben geçen hafta telefondan ALL lösemi hastası yeğenim için sizinle görüşmüştüm.Benden  birtakım değerler istemiştiniz .Cuma günü alınan değerleri aşağıya yazacağım.Anımsamanız için tekrar hasta hakkında bilgi vereyim.

 Hastanın adı Mert Karaman.6 yaşında. Almanya 'da yaşıyor.Boyu:1.13cm  kilosu:22,5 Doğum tarihi :19/12/2001 Mert yaklaşık 2.5 yıldır hasta.Ancak lösemi teşhisi hemen hemen 3 ay önce konuldu o tarihten itibaren hastanede ne yazık ki.

Hastalandığında ilk başta Almanya'daki Dr.lar kan değerleri düşük dediler. 2.5 yıldır aralıklı olarak çocuktan kan aldılar, bazen biyopsi için parça aldılar. Bu süreç için de ailem çocuğun sarılık olduğunu düşünüyorlardı. Dr.lar net olarak sarılık dememişlerdi.Bu yaz tatile geldiklerinde karnı şişti.Meğer karaciğer ve dalağı büyüyormuş.

 Aralık 2007 sonuna doğru Mert bayıldığı için hastaneye kaldırıldı.Yine parça ve kan aldılar. Parça alırken bir damarı çok ince olduğu için Dr.lar yanlışlıkla damarını kestiler çelik iple diktiler.Daha sonra eve gönderdiler.Eve geldiğinin ertesi günü çocuk yine bayıldı ancak bu sefer ya burnundan yada ağzından kan gelmiş hava ambulansıyla zor hastaneye yetiştirmişler.Mert'ten en son parça aldıklarından sonra Mert komalık oldu.Yaklaşık 1 aydan fazla yoğun bakımda kaldı.

Verilen kemoterapi ilaçları sonucunda çocuğun iç organları 1 Şubat 2008'de ilaçtan mahvoldu bütün vücudu şişmiş tanınmaz hale gelmiş.Dr.lar 1 şubat akşamı sabaha çıkmaz diye beklemişler.Ancak yaşadı.5 Şubatta artık yapacak bir şey yok diye fişi çekmeye karar vermişler ailem müsaade etmedi Ertesi gün iyiye gittiğini görünce Dr.lar tedavi etme kararını aldılar.Şuan tedavisi devam ediyor.Bütün saçları döküldü.Şu anda ayaklarının üzerinde çok zor duruyor ancak hiç yürüyemiyor.Dr.lar yemek yemeye başlarsa 1 haftalığına eve gitmesine müsaade edeceklerini söylemişler. Ancak yemek yemek istemiyor,  yese de çok az yiyormuş.Sizin ilacınızın ona iyi geleceğini düşünüyorum.

 Değerler aşağıdaki gibi:

 Loykezitler      : 4100

 Granulozyten  : 2430

 Hb                 :8,7

 Tirombozyten  :60 000

 Crp                 :0,67

 Bilgilerinize

Saygılarımla

 İrtibat: Dilek Arslan


AML LÖSEMİDEN ATABAY GÜVELOĞLU'NUN KURTARDIĞI İLGİNÇ BİR VAKA DAHA...
Adı:Elif Aktürk Dörtyol'da oturuyorlar.  Evli ve bir kız çocuğu var. Elif hanım 4 yıl önce kan kanserinin en kötüsü olan AML lösemi hastalığına yakalanmış. Adana ve Kayseri'deki Tıp Fak. Hastanelerinde gördüğü kemoterapiler ve kemik iliği nakli sonucu vermemiş ve  2 yıl öncede  vücudu iflas ettiği için evine gönderilmişti. Daha önce  akciğer kanserinden Atabay Güveloğlu tarafından kurtulan  yakınları  Melek hanım, ona ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'nu önerdi ve birlikte gittiler Güveloğlu'na.
Blast hücreler %50 idi ve lökositi 30.000 idi. Hastanın 2-3 ay ömrü kaldığını söylüyordu yakınları. Güveloğlu özel bitki özleri karışımı hazırlayarak üç aylık bitkisel ilaçlar verdi.  Fakir olukları biliniyordu, Elif hanımdan bir kuruş ücret de aldırmadı şirketine.
İlk üç ayın sonunda yapılan tetkiklerde Lökosit 10.000 e düşmüştü ve blast hücre, yani kanser hücresi sayısı da sıfırdı..Kanser hücreleri kalmamıştı.
Bu mucize bir sonuç ve kalıcı bir tedavi idi.Aradan bir yıl geçti ve bu ilaçların etkisi ile kemik iliği tekrar kan üretmeye başladığı için tüm kan değerleri normaldir ve hastanın artık  hiç bir sağlık sorunu da yoktur.
Bu vaka gibi Güveloğlu'nun kurtardığı yüzlerce örnek insan vardır.
Yakını Necati bey: 0536 561 78
 
 
Hatay'da kalan kız çocuğu Büşra Çunkur, genital bölgesinde çıkan kanser tümörünün tedavisi için 1 yıl kadar ÇÜTF Hastanesinde ağır tedaviler görmesine karşın tümör kaybolmadığı gibi batın bölgesine de yayılmıştı. Tedaviler sonuç vermiyordu.Çocuk iyice erimiş ve aile şaşkınlık ve umutsuzluk içinde çırpınıyordu.1989 yılında akciğer kanserinden Atabay Güveloğlu'nun ilaçları ile tamamen kurtulan yakınları Aktürk ailesinin tavsiyesi ile 2007 de ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'na başvurdular.Raporlarını inceleyen Atabay Güveloğlu'nun verdiği üç aylık bitki özlerini uygulayan çocukta iki ay sonra yapılan tetkikler doktorları hayrete düşürdü.Tüm tümörler kaybolmuştu ve çocuk çok iyi bir durumda idi.Küçük Büşra'nın da ilenin de artık yüzleri gülüyordu.Ölümü yenmişlerdi...Güveloğlu nu evlerine davet ettiklerinde üstteki fotoğrafı çektirdiler.Büşra da Güveloğlunun ilaçları  ile ölümden kurtuldu.
Hastalık ve iyileşme raporları için tıklayınız
Çocuğun babası Necati Çunkur. Cep telefonu: 0536 561 78 46

GÜVELOĞLU 'NUN BİTKİSEL İLAÇLARI KANSERDE NASIL BAŞARI SAĞLIYOR?

Güveloğlu'nun kanser tedavisinde uyguladığı yöntem ve kullandırdığı tamamen zararsız ve yan etkisiz, sadece ileri teknolojilerle elde edilmiş, damlalar halinde kullanılan benzersiz bitkisel ilaç sisteminin tedavi özeti şöyledir:

1- Kansere ve tedavilerine yaklaşımda yukarıda da açıklandığı gibi öncelikle şu gerçeği kabul etmek ve buradan işe başlamak gerekir :  Kanser, çeşitli faktörlerin veya insan gen zincirinin etkisi ile ortaya çıkmış, mikrobik vs. olmayan bir sorundur. Vücudun kendi hücre yapısında olan tehlikeli değişikliklerdir. Hücrenin şekil değiştirerek üreme ve gelişme kontrolünden çıkmasıdır.Yani vücudun doğal faaliyetlerinde oluşan anormalliklerdir.Vücudun kendisidir,bir parçasıdır.Bu nedenle kansere "hastalık" demek de yanlıştır.Metabolizmada oluşan bir "Sendrom"dur. Tıpkı "Behçet" hastalığında olduğu gibi, vücudun virüslere vs. karşı korumakla görevli oto ümmin sistemdeki T lenfositlerinin,vücudun bazı dokularındaki dost hücreleri düşman görerek saldırması ve tahribatlar yapması gibi bir durumdur.Kanser vücuda dışarından girmiş,virüs veya bakteri değildir.Belki ilk başında bir virüs veya bakteri tetikleyici bir faktör olmuş olabilir ama kanser oluşmuşsa,bu tümörleşen hücreler vücudun kendi parçasıdır artık.Vücudun kendi ürettiği sorunlar,dıştan,mikroplara karşı kullanılan ilaçlar gibi maddelerle asla yok edilemez.Bunları yok eden madde vücudun kendisini de yok etmek zorundadır ki bu da ölüm demektir... Bu nedenle,kanser tedavilerinde antibiyotik türleri hiç bir yarar sağlamadığı gibi,bu hücreleri zehirlemeye yönelik sürekli kemoterapi tedavileri de,zaten bu yabanileşen hücrelerle savaşan metabolizmayı zehirlemekten başka işe yaramamaktadır.Nitekim işte sonuçlar ortadadır...

2- "Kanser madem ki metabolizmanın bir parçasıdır, o zaman yine metabolizmanın kendisi bu sorunu düzeltmelidir." mantığı galip gelmiştir. Güveloğlu bir teorisyendir. Hastalıklara yaklaşımı çok daha değişiktir. Olaylara yüzeysel bakmayan bir mantıkla araştırma yapar. Metabolizmayı bir bütün olarak ele alır ve vücudun tüm işlevlerini göz önüne getirir.

3- kanser, vücutta, yabanileşen hücrelerle sağlıklı hücreler arasında başlayan bir savaştır. Bu savaşta sağlıklı hücrelerin cephaneye ihtiyacı vardır ve bu cephane de oksijendir.
Vücut üç şeyle beslenir: Oksijen, Su ve Gıda. Ancak Oksijen, diğer ikisinin su ve gıdanın katalizörüdür.
İki Nobel sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran bilimsel çalışmasında bu durumu şöyle belirtmiştir : "Faktör çok olmuş olabilir ama, kanserin tek ve nihai temel nedeni oksijensiz yaşamdır, yani 'anaerobiosis'tir. Normal hücreler yaşamak, çoğalmak ve ilgili görevlerini yapmak için oksijene mutlak gereksinim duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz de yaşayabilir. Oksijen eksikliğinde kanser yayılır. Oksijen bağışıklık sistemini güçlendirir, kanser hücreleri ile savaşta vücut en güçlü silahını yaratarak kansere karşı galip gelebilir.”
İşte Güveloğlu'nun başarısında yatan ana gerçek de budur. Uygulattığı tıbbi bitkiler ve özleri bağışıklık sistemini, yani vücudun savunma mekanizmasını binlerce farklı potojene karşı devreye sokmaktadır. Bu da, bakteri, virüs ve tümör hücrelerinin vücuttaki hareket kabiliyetlerini durdurmakta, hatta sıfırlamaktadır. Bu tedavi, vücudu yönlendirerek, her zaman karşılaşmadığı yabancı bir hedefe (bakteri veya virüs) saldırmasını sağlayabiliyor. Vücudu kanserin bir çeşit viral enfeksiyon olduğu yönünde kandırarak bir virüse saldırıp yok ettiği gibi saldırtıyor. Bu da, doğuştan gelen bağışıklık sisteminin harekete geçmesini sağlamakla olmaktadır.
Bütün olay, doğuştan gelen bağışıklık sistemini devreye sokmaktır ve bu sistemi yönetebilmektir.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi olmadan, kazanılmış bağışıklık sistemi ne zaman işe başlaması gerektiğini bilemez. Başka bir deyişle doğuştan olan sistem, savunmayı devreye sokan ana kontrol unsurudur.
Doğuştan gelen bağışıklık sistemi vücudun hem hırsız alarmı, hem de polis gücüdür. Son günlere kadar doktorlar bağışıklık sistemine gereken ilgiyi göstermiyorlardı. Bu yaklaşım 1990’lı yıllarda bağışıklık sisteminin kalbinde yatan "kapıcı" reseptörlerin keşfinden sonra köklü bir şekilde değişti.
Vücut mikropların istilasına uğradığı zaman doğuştan gelen bağışıklık sistemi önce bunların virüs mü yoksa bakteri mi olduğunu araştırır; daha sonra reseptörleri devreye sokar. Reseptörler ise savunmayı yönlendirir.
Güveloğlu'nun teori ve uygulaması olan, kanserin bitkisel ilaçlarla tedavisindeki teorisi ve bu başarının kaynağı özetle; Vücudun bağışıklık sistemine, normalde dost bildiği ve gördüğü için saldırmadığı kanser hücrelerinin birer bakteri ve virüs gibi düşman olduğunu göstererek saldırıp yok etmesi olayıdır, tedavisidir. Bu savaşın ana cephanesi de elbette oksijendir, toksititesi olmayan immünolojik nitelikteki bitki özlerinin kokteylleridir. Bitki özlerinin sağlıklı hücrelere aşırı miktarda oksijen taşıdığı,ilgili bilim adamlarınca da yıllardır bilinmektedir, yazılmaktadır.Eterik özellikteki bitki özleri dokulara bol miktarda oksijen taşırlar.Tüm hormonal ve elektriksel faaliyetleri hızlandıran bazı bitki özleri de bu kokteyller içerisinde yer alarak,bir savaşta tüm ülkenin tüm güçleri ile düşmana saldırması gibi vücudun immünolojik güç ve etkisini maksimum düzeye çıkartarak düşmana saldırmasına ve vücudun galip gelmesine,düşmanı temizlemesine neden olmaktadır. Bu tedavide en büyük engel, ilaç adı altında hastaya verilen zehirler olan kemoterapik ilaçlardır. İlaç diye verilen ve tek amacı uluslar arası ilaç kartellerine ve bunları uygulayan sözde doktorlara para kazandırmak olan kemoterapi, hastalara uygulandığında sağlıklı hücrelere kan taşıyan hemoglobini ve vücudun savunucu askerleri olan lokositleri öldürerek savaşı kaybettirmektedirler.

Özetle, kemoterapinin olumsuz etkileri ile, savaşıcı hücrelerimiz ölür, oksijensiz ve güçsüz kalırlarken, düşman olan kanser hücreleri rahatça, daha da güçlenip çoğalmakta ve vücudu ele geçirmektedirler...

Herbalist Atabay Güveloğlu, Bu teori ve mantıkla 1981 yılında bu sorun için başladığı bitkisel ilaç araştırması sonucunda 1987 yılında bayan bir karaciğer kanseri hastanın tümörlerinin küçülmesini ve daha sonra da kurtulmasını sağlamıştı. Hastanın Adana'daki doktoru olan onkoloji doçenti bayan da Güveloğlu'na hastasının bitkisel ilaçları ile iyileşmeye başlaması üzerine reçetesine yazarak teşekkür mektubunu eşi ile göndermiştir.

Güveloğlu'nun bu teorisi ve bu teorisine uygun bitkisel ilaçları 20 yılda kanserden yüzlerce hayat kurtarmıştır.

Güveloğlu'nun uyguladığı özel bazı bitki özleri ve tıbbi bitkiler, metabolizmayı bu anormallik karşısında uyararak, bir şekilde bozulan hücresel ve elektriksel kimyasını düzelterek maksimum bir çalışma düzenine sokmakta ve kanser hücrelerinin bölünüp çoğalmasını durdurmaktadır. İkinci aşamasında, iki aydan itibaren lenfositlerin desteksiz kalan tümör hücrelerine saldırarak küçültmesini temin etmektedirler. Bunu bazı bitki özleri, özellikle narenciye kabuklarında bulunan eterik maddeler sağlamaktadır. Bazı kanser türlerinde ise sitotoksik etkiler göstererek metabolizmanın tıpkı bir virüse saldırdığı gibi makrofajlar üreterek kanser hücrelerine saldırmasını temin etmektedirler. İlk iki ayda CA.markırları süratle aşağı çekilmekte, akabindeki aylarda desteksiz kalan tümörler tıbbi tetkiklerle de görüleceği gibi küçülüp belli bir zaman içerisinde tamamen kaybolmaktadırlar. Üstelik bu özel ve doğal kökenli ilaçlar sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanser kanser hücrelerini bitirmektedirler.
Bir kısım kanser tümörlerinde ise, bazı bitki özleri Örneğin beyin tümörlerinde, immünolojik ilaçlarının yanında uyguladığı, kayın ağacı kabuklarından elde edilen özle (Betulinik asit) ve ısırgan yapraklarından elde edilen formik asit gibi özler kanser hücrelerini ablukaya alarak oksijensiz bırakıp intihar ederek kaybolmasını sağlamaktadır. Yine bazı kanser türlerinde uygulattığı meyve asitleri (oleum aurantii gibi) kanser hücrelerinin şeklini bozarak virüse benzetmekte ve bu düşmana karşı vücudun özel ürettiği antijenler yanında T lenfositlerinin de kanser hücrelerine saldırmasını ve 4-6 aylık uygulamalar ile yok etmesini sağlamaktadır.Bu gerçek,aşağıdaki elektron mikroskop fotoğraflarında açık ve net olarak görülmektedir.Doğal ilaçların etkileri ile vücudun ürettiği makrofajların kanser hücrelerine saldırmaları ve yok etmeleri görülmektedir.


AKCİĞER KANSERİ İÇİN BİR TEŞEKKÜR MAİLİ AŞAĞIDA

----- Original Message -----

From: yarali gonlum yarali gonlum

Sent: Thursday, March 27, 2008 12:37 AM

Subject: akciğer kanseri için teşekkür ve bilgi

Sayın Güveloğlu, babam akciğer hastası idi. Sizin  ilaçlarınızla  iyileşti   23  ocaktan bu yana kullanıyor yani 2  aylık bir donem içerisinde  ilaçlarınız kanserin kökünü kurutmuş.Dün  babam  ct  scan girdi  doktorlar  şaşırdı  çünkü  babamınki   metastazdı.   Doktordan filmini istedim  babamın ct scani   yani  haftaya size de yollarım inşallah.Birde  bir  sorum  olacak  sayın Güveloğlu  sonra   tekrarlama  riski  var mi  bu  hastalığın ve ikinci  donem  gerekiyor mu ? babam  halen  devam ediyor sizin  ilaçlara  'size     minnettarız Tüm  ailecek minnettarız ve ' hayırlı  çalışmalar ve size   basarinizin  devamını  diliyoruz.  saygılar .

İŞTE AŞAĞIDA  EN SON GELEN BİR E-MAİL:, HERBALİST ATABAY GÜVELOĞLU"NUN ÖZEL BİTKİSEL İLAÇLARI İLE HAYATI KURTULAN BİR HASTANIN YAKININ YAZDIĞI TEŞEKKÜR MEKTUBUNU VERİYORUZ. BU GERÇEĞİ TÜM DÜNYA ÖĞRENSİN İSTİYORUZ!
 
----- Original Message -----

From: G YILDIRIM

To: bilgi@atabayguveloglu.com

Sent: Monday, February 18, 2008 3:44 PM

Subject: MUCİZEVİ İYİLEŞME ÖYKÜSÜ

(...) MUCİZEVİ İYİLEŞME ÖYKÜSÜ:

 NUR HANIM 32 YAŞINDA VE 2 ÇOCUK ANNESİ.

ANKARA’DA YAŞIYORLAR.

ABİSİ UĞUR BEY’İN TELEFONU: 0505 2402796

 NUR HANIMA TAM BİR SENE ÖNCE REKTUM KANSERİ TEŞHİSİ KONULDU. YAPILAN MUAYENE VE TETKİKLER SONUCUNDA TÜMÖRÜN ÇOK İLERLEMİŞ OLDUĞU,FİKSE TÜMÖR OLDUĞU,BU DURUMDA AMELİYAT EDİLEMEYECEĞİ SÖYLENDİ.

DOKTORLARIN İSTEĞİ DOĞRULTUSUNDA HEMEN KEMOTERAPİ VE  RADYOTERAPİYE BAŞLANDI. 2 AY SONRA AMELİYATA ALINDI. SONUÇ ÇOK KÖTÜYDÜ. TÜMÖR PELVİS BÖLGESİNİ TAMAMEN DOLDURMUŞ,KEMİĞE VE KARIN DUVARINA TUTUNMUŞ,YAKLAŞIK 10 CM. ÇAPINDAYDI. YAKIN METASTAZ VARDI. VE MAALESEF TÜMÖR ALINAMAMIŞTI.

 AMELİYATTA SADECE KOLOSTOMİ YAPILMIŞTI.

 DOKTORLAR ARTIK YAPILABİLECEK FAZLA BİR ŞEY OLMADIĞINI, TÜMÖRÜN ‘TAŞLI YÜZÜK HÜCRELİ’ OLDUĞUNU , BU TÜMÖRE KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİNİN HİÇ BİR ETKİSİ OLMADIĞINI VE HASTANIN EN FAZLA 1-1.5 SENE ÖMRÜ KALDIĞINI SÖYLEDİLER.

            AİLESİ UMUDUNU HİÇ YİTİRMEDİ. ALLAH DERMANSIZ DERT VERMEZ DİYEREK HEMEN ARAŞTIRMALARA BAŞLADI VE ÇAĞIMIZIN LOKMAN HEKİMİ ATABAY GÜVELOĞLU’NA ULAŞTI. KENDİSİYLE TELEFONDA GÖRÜŞEREK DURUM ANLATILDI.

 HEMEN TEDAVİYE BAŞLANDI.

 HASTANIN DURUMU ÇOK İYİYE GİDİYORDU.

 7 AY SONUNDA YAPILAN İNCELEMELERDE VE DOKTOR MUAYENESİNDE TÜMÖRÜN KÜÇÜLMÜŞ OLDUĞU,KEMİKTEN VE KARIN DUVARINDAN KURTULDUĞU VE TEKRAR AMELİYAT ŞANSININ OLDUĞU SÖYLENDİ.

7 AYDA TÜMÖR 10 CM. DEN 3.5 CM. E KADAR KÜÇÜLMÜŞTÜ. 
31 OCAK 2008’DE NUR HANIM TEKRAR AMELİYAT OLDU VE TÜMÖR ALINDI.

YENİ PATOLOJİ RAPORUNA GÖRE İSE, VÜCUTTA KANSER TAMAMEN BİTMİŞTİ.

İNSANLARI BİLGİSİ İLE ÖLÜMLERDEN KURTARAN HERBALİST ATABAY GÜVELOĞLU NA, İYİLEŞTİRDİĞİ BİNLERCE İNSAN GİBİ BİZ DE TÜM AİLE OLARAK MİNNETTARIZ...

İŞTE;  ATABAY GÜVELOĞLU NUN DÜNYAYA ÖRNEK BİR TEDAVİSİ DAHA: KÜÇÜK AZRAY'I DA EN AĞIR LÖSEMİDEN VE ÖLÜMÜN EŞİĞİNDEN KURTARDI!

Azra Demir 4,5 yaşında dünya tatlısı bir kız çocuğudur.Rize'de bir sağlık görevlisinin küçük kızı... İki yıl önce konulan tanının adı bile insanları ürpertmeye yetiyor. AML-M4 LÖSEMİ... Dünyada çaresi olmayan çaresiz bilinen, kemoterapilerle ömrü uzatılmaya çalışılan sorun!
Hani diğer adı ile
"KAN KANSERİ" olan.Hani devletimizin kesesinden yüz milyarlarca para verilerek uygulanan kemoterapilerle, kemik iliği nakilleri ile hastaları ancak bir-iki yıl yaşatılabilen öldürücü hastalık...Hani duygu sömürüsü yapılarak, tedavi edilerek kurtarılıyormuş gibi gösterilen ve sözde yardım ve araştırma derneklerine trilyonlarca lira bağış yapıldığı halde nereye gittiği belli olmayan, başkanlarının soruşturmalara uğradığı ve toplanan paraların kaynağı olan öldürücü, ürkütücü hastalık...Hani bu hastalığı özel çalışmaları ve bitkisel ilaçları ile 1987 den bu yana ortadan kaldıran Herbalist Atabay Güveloğlu'nun, bu başarısından dolayı, hayatlar kurtardığı için  ilaç firmalarınca ve doktorlarca 20 yıldır resmi kanallı baskılar uygulattıran ve dünyada çaresiz bilinen öldürücü hastalık...
İşte küçük Azra bu soruna yakalanmıştı.Babası
Murat Demir Samsun 19 Mayıs Ün. Tıp.Fak. Hastanesine yatırdı kızını.Ailenin dünyaları yıkılmıştı.Bir kaç kemoterapiden sonra, bu ilaçların yan etkileri ile  çocuğun önce barsakları birbirine yapıştı.Sonra akciğerleri iflas etti.Özetle 4 ayda çocuk daha da kötü oldu.Ölüm aşamasına geldiğinde babası, Herbalist Atabay Güveloğlu'nun başarısını duyarak çocuğu o hali ile hastaneden imza karşılığı çıkartıp kendi evine getirdi ve aradığı Güveloğlu'nun telefonda "Ağlamayın sayın Murat bey, sizin çocuğunuzu da kurtaracağım ve yine dünyaya örnek olacak bir tedavi yapacağım. İlaçlarınızı da madem bir sağlıkçısınız,  size tedavi boyunca 6 ay ücretsiz, göndereceğim" diyerek özel hazırladığı ve gönderdiği bitkisel ilaçlarına başladılar.İkişer aylık üç dönem bu özel bitki özlerini içirdiler.Her gün biraz daha düzeldi. Bu gün bu kızımızda bu öldürücü sorunun izi bile yoktur...
Sadece kemoterapinin yan etkisi olan barsak sorununu düzeltmeye çalışıyorlar.Ama Lösemi kaybolmuş durumda.Hiç bir hastalığı kalmamıştır.Hem de hastane raporları ile sabit şekilde... Bu bir tesadüf değildir ve  20 yılda yüzlerce lösemiliyi böyle bu özel bitkisel ilaçları ile kurtarmıştır.
Gerisini, gidiniz size sevgili güzel Azra'nın babası Sayın Murat Demir bey anlatsın arzu ederseniz.  Cep tel: 0535 928 00 48
Rize 1 nolu sağlık ocağında görevlidir.

DOKTOR BEYİN EŞİNİ DE KANSERDEN KURTARDIK:

İşte yine son örneği bir doktorun eşidir.Meme kanserinden metastazlar olduğu halde Güveloğlu sayesinde kurtulmuştur.Doktor Serhat Çitoğlu' nun cep telefonu
0533 354 63 84 dür.
        

12 YAŞINDAKİ GÜZEL KIZ BÜŞRA'NIN KANSER TÜMÖRLERİ DE 2 AYDA GÜVELOĞLU'NUN BİTKİSEL İLAÇLARI İLE TEMİZLENDİ VE BU ÇOCUĞUN DA HAYATI KURTULDU...

Hatay'da kalan kız çocuğu Büşra Çunkur, genital bölgesinde çıkan kanser tümörünün tedavisi için 1 yıl kadar ÇÜTF Hastanesinde ağır tedaviler görmesine karşın tümör kaybolmadığı gibi batın bölgesine de yayılmıştı.Çocuk iyice erimiş ve aile şaşkınlık ve umutsuzluk içinde çırpınıyordu.1989 yılında akciğer kanserinden Atabay Güveloğlu'nun ilaçları ile tamamen kurtulan yakınları Aktürk ailesinin tavsiyesi ile 2007 de Mersin'e gelerek ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'na başvurdular.Raporlarını inceleyen Atabay Güveloğlu'nun verdiği üç aylık bitki özlerini uygulayan çocukta iki ay sonra yapılan tetkikler doktorları hayrete düşürdü.Tüm tümörler kaybolmuştu ve çocuk çok iyi bir durumda idi.Küçük Büşra'nın da ailesinin de artık yüzleri gülüyordu.Ölümü yenmişlerdi...Hastalık ve iyileşme raporları bizdedir.

Çocuğun babası Necati Çunkur. Cep telefonu: 0536 561 78

3 YIL ÖNCE BARSAK (REKTUM) KANSERİNDEN KURTARDI:
Adı: Sıdıka Durnacı 55 yaşında emekli memur İstanbul'da kalıyorlar.
Kızı Tuğba hanım:  0536 431 56 05

Hastalık ve iyileşme öyküsü:
Sıdıka hanıma konulan tanı REKTUM KANSERİ idi. Hemen ameliyat edilecek, anüs iptal olacak, kolostomi torbasını da yaşadığı sürece taşıyacaktı.Ameliyat sonrası KT ve RT uygulanacaktı.Bu vakaların azami yaşam süresi de 3 yıldır. Aile Ceyhan'lı olduğu için hemen, 2004 de Ünlü Herbalist Atabay Güveloğlu'na başvurdular. Güveloğlu, ameliyat olmamasını, ceviz büyüklüğündeki bu tümörün 6-8 ayda vereceği bitkisel ilaçları ile kaybolacağını söyledi. Ameliyatı iptal ettiler KT ve RT de olmayıp sadece bu özel bitki özlerini kullanmaya başladılar. 6 ayın sonunda tümör tamamen kaybolup gitti. Kanser markırları da normal oldu.Şu anda hiç bir sağlık sorunu yoktur.Aile Güveloğlu'na minnettar.
Bu tedavi de yine,Güveloğlu'nun yukarıda açıkladığı immünolojik  ve sitotoksik etkili bitki özleri tedavisinin bir  başka ispatı olayıdır.
 

----- Original Message -----

Sent: Monday, April 07, 2008 10:22 PM

Subject: Göğüs kanseri vakası

Sn. Atabay Bey 

Sizle iletişime geçmemi, daha önce akciğer kanseri olup sizin ilaçlarınızla sağlığına kavuşan Muhsin Aydının oğlu Dursun Aydın tavsiye etti. 

Teyzem 3 gün evvel göğsünde fark ettiği tümör sebebiyle doktora müracaat etti. Bu gün ameliyat oldu ve 4-5 cm boyutlarında olduğu belirtilen tümörün kötü huylu olduğunun anlaşılması üzerinde göğsün tamamı ve 50 ad. lenf bezinden 15 tanesi alındı. Lenf bezlerinin alınmasının sebebi, kanserin lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığını tespit edip ona göre uygulanacak tedaviye karar verilecekmiş. Lenf bezleriyle ilgili patoloji sonucunun 3 gün içersinde verileceğini söylediler.

Doktor, hastalığın erken teşhis edildiğini tedavinin olumlu sonuç verme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. 

Daha önce anne annem de aynı hastalıktan vefat etmişti. 

Sizden ricam bu hastalıkla mücadelede biz bir yol haritası çizmeniz. Kematorapinin insanı ne kadar yıprattığını, daha evvel anne annemin tedavisinden biliyorum. Dursun Aydının babası sizin tavsiyeleriniz ve hazırladığınız reçetelerle sağlığına kavuştu ve şu anda kanserden tamamen kurtulduğunu ve artık tedavi olmadığını biliyorum üstelik fazla kematorapi almadan. 

Lütfen bize yardımcı olun. Sizin tavsiyeleriniz benim için çok önemli. Lütfen mümkün olduğunca hızlı yanıt verin. 

Teşekkürler. 

Türkay Pektürk


BİR WEB SİTESİNDEN ALINTI AŞAĞIDA

Bitkisel tedavi hk.

Arkadaşlar,1,5 yıl kadar önce kayınvalidem kanser hastalığının maling melonom diye bir türü var.en tehlikelisi olandan.kaybettik.ben o zamanlar bu hastalığın tedavisi var mıdır derken internetten araştırma yaptım.ama maalesef yoktu.dünyada bu türden  kurtulan tek insan yok.araştırmalarımda bir siteyle karşılaştım ve eşimle mail attık.bize aşağıdaki samimi olduğunu düşündüğümüz cevap geldi
************
Geçmiş olsun.Çok üzgünüm.Bu kanser türünü hiç bir ilaç maalesef tedavi edemiyor bu günün teknolojisi ve tıbbı ile.Bu tür hastaları RT - KT vs. tıbbi yöntemlerle gittiği yere kadar götüreceksiniz.
Allah yardımcısı olsun.
Saygılar.
Atabay Güveloğlu

***************

Yani istese adam bizim o anki durumumuzdan faydalanarak parayla ilaç verebilirdi.bizde o anki ruh halimizle mecburen alırdık.kim olsa aynı şeyi yapardı.sonuçta ortada bir can var.yani bize gelen mesajıyla Atabay bey in para gözü biri olmadığını anladık.ama sonuçta 3-4 ay içinde annemiz vefat etti.

ben o zamandan beri sitesini ara sıra girip ziyaret ediyorum.ve arkadaşlar o kadar çok kanserli hastayı iyileştirmiş ki.hastalar ve yakınları hayretler içinde kalıyor.modern tıptan umudunu kesenlerin 2.kapısı gibi.şimdi bunu niye yazdın diyenler vardır.balıkla da ilgisi yok ama bu amansız hastalığa yakalanan lar için belki de umut kapısı olacaktır.
BENİM KESİNLİKLE REKLAM FALAN YAPTIĞIMI DA DÜŞÜNMEYİN.

sadece zor durumda olan varsa belki bir çare olur diye paylaşmamdandır.teşekkürler.
 

KANSER TEDAVİSİNDE HASTALAR, EN İYİ TEDAVİYİ BULMAK ZORUNDADIRLAR..!

    Yukarıdaki çizelge tablo, bu çalışma ve başarılardan haberi olmayan insanlar için şaşkınlık ve şüphe yaratabilir. Çünkü kanser tedavileri konusu, çok istismar edilmektedir. Çaresiz damgası yemiş hastalıklarda kurtulma umudu ile çırpınan insanlar ve yakınları her duydukları kapıyı, doğru veya yanlışlığını araştırmadan çalmaktadırlar. "Kanseri 20 günde ortadan kaldırıyoruz" diyebilme cesaretini ve şarlatanlığını gösteren, kanıtları bulunmayan ve binlerce insanın klasik tedavileri bırakmasına neden olan bu insanlar ne tıp, ne de botanik bilimi ile en küçük ilgisi olmayan para peşindeki dolandırıcılar ve yardımcıları olan bazı sözde medya mensuplarıdırlar.

    Hasta insanlarımızın bazıları veya yakınları ölüm korkusu ile "Denize düşenin yılana sarıldığı" misali, doktora gider gibi bu şarlatanlara gitmekte, verdikleri bir takım yetersiz maddeleri kullanarak, daha yüksek şans tanıyan diğer gerçek tedavilerden uzaklaşıp kendi sonlarını getirmektedirler.

    Ancak bu sitedeki olay,web sitesinin tamamını incelediğinizde de göreceğiniz gibi,tamamen gerçek ve uzun yıllar yapılan bilimsel çalışmaların bir sonucu olan tedavilerdir. Bu gün,yayınlara göre kıyaslarsak, dünyadaki en ileri başarı oranına sahip kanser tedavi metotlarıdır. Bunu başaran bir Türk araştırmacı olan Herbalist Atabay Güveloğlu'dur. İspatı ise ortadadır.
 

BU BİTKİSEL İLAÇLAR NİÇİN YAYGINLAŞTIRILAMIYOR...

    Uluslararası ilaç tekelleri, kendi ürettikleri ve çoğu tedavilerde yetersiz olduğu ve korkunç yan etkileri görülmüş olan sentetik ve kimyasal kökenli ilaçlarının dışındaki alternatif, bitkisel ilaçlara ve diğer doğal şifa maddelerine fırsat tanımayacak kadar güçlü oldukları için bu ilaçlar ve uygulamalar yaygınlaştırılamıyor. O kadar güçlenmişler ve 3.dünya ülkelerine yerleşmişler ki, kendi ilaçlarının dışında hiç bir alternatife imkan tanımamak için her tür girişimlere giriyorlar ve görülmedik baskılar uygulayabiliyorlar. Bezen devletin memurlarını, bazen çıkar karşılığı çamur atmayı meslek haline getirmiş sözde medya mensuplarını ve bazen de politikacıları devreye sokarak sistemli bir şekilde baskı uyguluyorlar. Çalışmalara ve uygulamalara ellerinden geldiğince fırsat tanımıyorlar.Olmadık çeşitli entrikalarla alternatif tedavileri engellemeye çalışıyorlar.
   Özellikle KANSER ve LÖSEMİ tedavilerinde onkologların ve hematologların kullandırdıkları ama her vakası ölümle sonuçlanan çok pahalı ithal kemoterapi ilaçları görünümlü kimyasal maddeler vardır. Bunun bedeli de genellikle devletin kasasından çıkar.Hastaların bunu karşılayacak SSK vs. gibi bir tür sosyal kurumu vardır. Bu ilaçlar elbette sonu ölümle biten uygulamalar olduğu için paramız da boşa gitmiş olur.Yıllardan bu yana bu firmalar Türkiye'de bu vurgun düzeninin korunması için araştırma enstitüsü adı veya görüntüsü altında bir bölümü kullanırlar.Başına da müdür olarak, adı öldüren doktora çıkmış, maddi çıkarlarını insan sağlığının üstünde tutan Prof. unvanlı birini koyarlar. Bu firmalardan düzenli büyük paralar alan bu kiralık kişiler, her başarılı alternatif ilaç buluşuna veya uygulamasına "En iyisini hep ben bilirim" mantığı ile yaklaşarak, sadece çıkar amaçlı olarak çalışan bazı televizyon programcılarını da destek alıp, hayatları pahasına saldırırlar.Türkiye'de bu adi oyunun ve çıkar çarkının temsilcisi ise, hiç anlamadığı ve bu konuda tahsil ve araştırma yapmadığı halde, okuduğu bir kaç dergi ve kitaptan ezberlediği basit terkiplerle bitkisel ilaç uzmanıymış gibi ahkam keserek hastaları kendine çekmeye çalışırlar. İlaç sektörünün ne amaç taşıdığını öğrenmek isterseniz aşağıdaki linki tıklayarak okuyunuz.Bursa Eczacılar Odasının web sitenden alınmıştır.
http://www.beo.org.tr/modules.php?name=News&file=article&sid=946

      Uygarlığımız bu düzeye her konuda Güveloğlu gibi özel araştırmacıların başarılı çalışmaları ve buluşları sayesinde gelmiştir.İlimin üzerinde unvan ve rütbe yoktur. Aslolan, insanlığın emrinde olmak ve insanlığa faydalar sunabilmektir.


GÜVELOĞLU'NUN BİTKİSEL İLAÇLARLA KANSER TEDAVİ YÖNTEMLERİ ŞU ANDA EN İLERİ ÜLKELERİN TEDAVİ YÖNTEMLERİNDEN DAHA BAŞARILIDIR .


     İŞTE; ATABAY GÜVELOĞLU'NA GÖNDERİLEN KANSERLİ BİR HASTANIN (Multipl myelom) ABD DEKİ KIZININ TEŞEKKÜR E-MAİLİNİ AŞAĞIDA OLDUĞU GİBİ VERİYORUZ:

----- Original Message -----
From: "asli petek"
To: "atabay_güveloglu"
Subject: Re:Çok teşekkürler


Merhabalar Atabay Bey,
Bugün çokkkk mutluyuz. Annem ilaçlara başlayalı henüz 22 gün oldu. Fakat test zamanı gelmişti yaptırdık ve hiç ilerlememiş hatta bir iki değer gerilemiş çıktı. O kadar şaşırdık ve mutlu olduk ki. Bu kadar çabuk sonuç almak mümkün mü? Morali öyle düzeldi ki, simdi şevkle devam ediyor ilaçlara. Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. çok çok teşekkürler. acaba gerçekten tamamen biter mi 6 ayın sonunda? Bize öyle ümit verdiniz ki en zor anımızda. Minnettarız. Size sağlıklı günler diliyorum.
İyi çalışmalar.
Asli Petek


    Her gün Güveloğlu'na yüzlerce hasta başvurur ve onlarca insan da özel bitkisel ilaçlarını isteyip alarak kullanmaya başlarlar.

    Yine her gün yukarıdaki gibi onlarca teşekkür mektupları alır. Her tedavisi ayrı bir olaydır, ve bu nedenle kanser, kalp-damar, siroz, sedef, vitiligo, lupus, beyinsel hastalıklar, epilepsi gibi pek çok çaresiz bilinen hastalıkların tedavisinde ilk akla gelen tanınmış ünlü bir bitkisel ilaç otoritesidir. Hastalıkları bilinenin dışında yorumlama esasına dayanan teorileri ile ünlenmiştir.

    Kanserdeki bu ileri tedavileri yanında sedef hastalığından kalp-damar daralmalarına kadar 200 den fazla önemli ve çaresiz bilinen sağlık sorununda % 50 den %100 lere varan bir başarı oranı ile bitkisel formüller ortaya çıkartmıştır. 20 yılda binlerce insan kurtulmuştur. Bu başlı başına bir olay başarıdır.

    Konvansiyonel tedavilerin sonu yoktur. Tanı kesin olarak tam yapılmakta ancak kanserin, tıpta kalıcı tedavisi dünyada henüz bulunamamıştır. SABAH gazetesinin 15 mart 2004 tarihli haberinde de okuyacağınız gibi, Güveloğlu'nun bitkisel ilaç tedavileri gibi böyle başarılı olaylara ve bu tedavilerin yaygınlaştırılmasına, sözde kanser ilaçlarından ve diğerlerinden büyük rantlar elde eden uluslararası ilaç firmaları çeşitli baskılar uygulayarak engel olmaktadırlar. Ancak bu tedavileri iyileşenlerden ve medya haberlerinden duyan, web sitemizden öğrenen ve bilen insanlar faydalanabilmektedir.

        YALAN TEDAVİ HABERLERİ YAPTIRIYORLAR!

    Başarısız kanser ilaçlarından ve diğer tedavilerinden büyük rantlar elde eden ilaç kartelleri ve bazı özel kurumlar, remisyon, yani geçici iyileşme dönemine gelen kanserli veya lösemili bir hastayı gösterip gazetelere veya televizyonlara çıkartarak "Kanseri yendi!" diye haber yaptırıyorlar. Oysa o hasta ile bir yıl sonra görüşmek isteseniz "Maalesef kaybettik" diyeceklerdir. Bazı ünlüler de medyada görüyorsunuz. Önce doktorların verdiği moralle veya yanlış bilgi ile basına çıkıp "moralim çok iyi, kanseri yendim çok şükür!" diyor. Bu haber kanserliler